ERDEMLİ HAYAT

Saartjie (Sarah) Baartman, 1789 yılında dünyaya gelen Güney Afrikalı bir zenci kadın idi. İngiliz işgali altındaki Cape Town’da Hollandalı bir çiftçinin kölesi olarak çalışırken, bir İngiliz cerrah onu kandırarak İngiltere’ye götürdü. William Dunlop adlı cerrah, Baartman’ın başta kalçaları olmak üzere bazı vücut özelliklerinden etkilenmiş ve “insan-hayvan arası yaratığı” incelemeyi kafaya koymuştu. Bu sıralarda Saartjie Baartman 21 yaşındaydı. İngiliz doktor, onu yapacağı araştırmalar sayesinde zengin olacağı vaadiyle kandırdı.

Baartman’ın İngiltere’deki âkıbeti ise, çırılçıplak bir kafes içinde vahşî hayvan gibi teşhir edilmek ve “bakıcısına” para kazandırmaktan başka birşey değildi.

Dört yıl Londra sokaklarında dolaştırıldıktan sonra, Saartjie Baartman bir Fransıza satılarak Fransa’ya götürüldü. Burada on beş ay boyunca bir hayvan terbiyecisi tarafından son derece ağır ve aşağılayıcı şartlar altında teşhir edildikten sonra, aralarında Napoleon’un doktorunun da bulunduğu bir grup bilim adamı tarafından inceleme altına alındı. Bu “bilimsel” incelemelerin sonucu, “Baartman’ın hayvan ile insan arasındaki kayıp halka olduğu” şeklinde tecellî etti! Güney Afrikalı zenci kadın, hayvanî hayatın en üst, insanî hayatın ise en aşağı mertebesinde bir yaratık idi!

Saartjie Baartman, Fransa’da çok fazla yaşamadı. Son yıllarını fuhuş sektöründe hayatını kazanmaya çalışarak geçirmek zorunda bırakıldı ve 1816 yılının başında, zatürrie olarak tahmin edilen bir hastalık neticesinde öldü.

Baartman, sağlığında olduğu kadar, ölümünden sonra da Aydınlanma’nın önde gelen bilim adamlarının, naturalistlerinin ve sanatçılarının ilgi odağı olmaya devam etti. Bütün bu çalışmaların temelinde yatan mantık, “Avrupalıların en üstün ırkı teşkil ettiği” düşüncesi idi. Ölümünün üzerinden 24 saat geçmeden, bedeni parçalandı, beyni ve mahrem organları mumyalanarak “İnsanlık (!) Müzesi”nde teşhir standına yerleştirildi. Zavallı kadının organları burada 1974 yılına kadar kaldıktan sonra, bir depoya kaldırıldı.

Sağlığında da, ölümünden sonra da Avrupalıların elinde bir hayvan gibi teşhir edilmekten kurtulamayan Baartman’ı Afrikalılar unutmadılar. 1940 yılından itibaren Baartman’ın kemiklerini iade yönündeki istekler dile getirilmeye başladı. Ancak bu isteklerin ciddîye alınması, 1994’te Mandela’nın Güney Afrika Devlet Başkanı seçilmesinden sonra Fransa’ya yaptığı resmî başvuru sayesinde mümkün oldu. Yıllar süren mücadelelerden sonra, nihayet, 2002 Mart’ında, Fransa “bir kadın olarak aşağılanan ve bir Afrikalı olarak sömürülen Saartjie Baartman’ın itibarını iade etmeye” razı oldu.

Saartjie Baartman, doğumundan 200 yıl sonra, Fransa’dan geri alınarak 6 Mayıs 2002 tarihinde anavatanında toprağa verildi.

Yazının orijinali:

http://erdemlihayat.com/?p=703

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here