ÜMİT ŞİMŞEK

Biz gökteki güneşi hiçbir zaman o anki haliyle görmeyiz.

Güneş doğar. Biz ise, yaklaşık sekiz dakika sonra, onu doğarken seyretmeye başlarız.

Ne zaman başımızı kaldırıp da güneşe baksak, o yine sekiz dakika önceki haliyle bize görünüyordur. Onunla aramızdaki mesafe o kadar büyüktür ki, ışığı ancak sekiz dakikada bize ulaşır.

 

Gece semasında çok daha eski zamanları seyrederiz.

Yıldızlardan herbiri yıllar öncesinden bize gülümser.

Onlardan bize en yakın olanlarının ışığı dünyamıza gelinceye kadar seneler geçmiştir.

Meselâ Süreyya Takımyıldızlarını, yaklaşık 500 yıl önceki haliyle seyrederiz.

İçinde yaşadığımız galaksinin derinliklerinde göz gezdirdiğimiz zaman, mesafeler binlerce yıla çıkar.

Samanyolunun merkezi eğer görüşü engelleyen bulutlarla kaplı olmasaydı, bu bölgeyi 30 bin yıl önceki haliyle seyredecektik.

Bu galaksinin bir ucundan diğerine bakanlar ise, 100 bin sene öncesini görürler. Saniyede 300 bin kilometre hızla koşan ışık, galaksimizi boydan boya ancak 100 bin senede kat eder.

***

Yine de bunlar, uzay ölçüleri içinde son derece mütevazi rakamlardır.

Kendi galaksimizin dışına çıktığımız andan itibaren, bu rakamlar önce küsurat haline gelir, sonra bütün bütün görünmez olur.

Bizim hemen yanıbaşımızda, Samanyoluna benzer bir başka spiral galaksi daha vardır: Andromeda. Abdurrahman es-Sufî’nin asırlar önce “küçük bir bulut” tarifiyle kaydettiği bu cismin 100 milyardan fazla yıldızı içinde barındıran bir galaksi olduğunu, insanlar yirminci yüzyılda öğrendi.

Kâinattaki kapı komşumuz olan bu galakside şu anda olup bitenler hakkında en küçük bir fikrimiz bile yoktur. Çünkü biz onu, 2 milyon 200 bin sene önceki haliyle görüyoruz.

Bir kısmı bize yıldız gibi görünen, bir kısmı ise ancak güçlü teleskoplarla tespit edilebilen diğer galaksiler ile aramızdaki uzaklıklar ise, on milyon, yüz milyon, hattâ milyarlarca ışık yılı ile ifade edilir.

Onların sayısı hakkındaki bilgimiz ise, ancak hesap ve tahminlerden ibarettir. Ve bu tahminler de, 100 milyar seviyesinde dolaşmaktadır.

***

Birinden diğerine ışığın milyonlarca yılda ulaştığı milyarlarca galaksiyi barındırır içinde yaşadığımız kâinat.

O galaksilerden herbiri içindeki ortalama yıldız sayısı da, bildiğimiz kâinattaki galaksi sayısı kadardır.

Bu galaksilerden bir tanesinin içindeki yüz milyar yıldızdan birisidir bizim güneşimiz.

Bir okyanusta belli bir su damlacığını aramak, kâinat içinde güneşi aramaktan milyarlarca defa daha kolaydır.

Dünyanın yerini ise, Güneş Sisteminin biraz uzağından bile kolay kolay bulamazsınız.

Fakat o küçücük dünya, muazzam ve muhteşem bir kâinatı örter çoğumuz için.

Ve biz, o küçücük dünyanın küçücük bir toprak parçası üzerinde ve küçücük bir zaman diliminde, küçücük kavgalar üretir ve onlarla ömür tüketiriz:

Başımızı bir an için göklere doğru kaldırıp da nerede yaşadığımızı, nereden gelip nereye gittiğimizi düşünmeden…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here