Kâinata mânâ-yı harfî ile bakmak, sadece “Bunları yapan biri var” demekten ibaret değildir.

Bu bakış, aynı zamanda, “bütün bunları yapan birisinin” nasıl bir zât olduğunu da insana gösterir. Onun herşeyi kuşatan ilminden, kudretinden, rahmetinden, hikmetinden ve diğer sıfat ve isimlerinden de bize haberler taşır.

Mânâ-yı harfî ile bakıldığında, kâinat, gül goncası gibi kat kat güzellikler içine sarılmış bir şekilde görünür.

Biz o güzelliklerin kimini gözümüzle görür, kimini kulağımızla işitir, kimini burnumuzla koklar, kimini tenimizle hisseder, kimini dilimizle tadar, kimini aklımızla anlar, kimini kalbimizle duyarız.

Yani, kâinattaki çeşit çeşit güzelliklerin hepsini birden görebilir, anlayabilir, mânâsını çözebiliriz.

Böylece, her biri sonsuz güzelliklerin kaynağı olan İlâhî isimlerin hepsini birden öğrenme imkânını buluruz.

Bu ise, Âlemlerin Rabbini bütün isimleriyle birden tanıyabilmek demektir. Bu da, bir başka tabirle, marifetullah demektir.

İlâhî isimlerin (Esmâ-i Hüsnâ) her biri sonsuz güzellik mertebelerine sahip olduğu için, marifetullahta da insanın kat edeceği mertebelerin sonu hiçbir zaman gelmez.

Risale-i Nur’dan aldığı iman ilimlerinin dersleriyle marifetullah yolculuğuna çıkmış bir Nur talebesi, nerede olursa olsun, kâinat dolusu bir zikir halkasının ortasındadır.

Bir kelebek, bir yıldız, bir yağmur damlası, bir okyanus, bütün varlık âlemini dolduran ve hiç susmayan o muhteşem halka içinde Rabbini zikreden bir dil olarak görülür ve dinlenir.

***

Varlıklarda Esmâ-i Hüsnâ’nın mühürleri nasıl okunur?

http://erisale.com/#content.tr.1.409

 

Kâinatta her varlığın binlerce dille nasıl tesbih ettiğini anlatan kısa bir bahis:

http://erisale.com/#content.tr.1.233

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here