Mâide sûresinin 12 ve 13. âyetlerini okuduğumuz 287. Kur’an Buluşmasının özeti ve tam video kaydı.

Kur’an Buluşmalarının 287. bölümünde okuduğumuz âyetler, İsrailoğulları üzerinden günümüze pek çok ders ve ibretlerle bizi karşı karşıya getirdi.

UTESAV organizasyonuyla düzenlenen ve YouTube’un Erdemli Hayat sitesi üzerinden 7 Kasım sabahı yayınlanan Kur’an Buluşmasında Mâide sûresinin 12-13. âyetlerini okuduk.

Bu âyet-i kerimelerde meâlen şöyle buyuruluyordu:

Allah İsrailoğullarından kesin söz aldığında, içlerinden on iki nakîb göndermiştik. Allah “Ben sizinle beraberim,” buyurdu. “Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime iman edip onları destekler ve Allah’a güzel bir borç verirseniz,  Ben de sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştiririm. Bundan sonra hanginiz nankörlük edecek olursa, dosdoğru bir yoldan sapmış olur.”

Onları, sözlerinden dönmeleri yüzünden lânetledik ve kalplerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden saptırırlar;  kendilerine verilen öğütten paylarını da unutmuşlardır. Pek azı müstesna, onlardan hep hainlik görürsün. Yine de sen onları bağışla ve aldırış etme. Muhakkak ki Allah iyilik muhsinleri sever.

Âyetlerde dikkat çeken en önemli hususlardan bazıları şöyle oldu:

Allah Teâlâ İsrailoğullarının defalarca sözlerinden döndüklerini hatırlatıyor, buna rağmen onlara yine “karz-ı hasen” teklifi yapıyor ve bu teklife uydukları takdirde geçmiş günahlarının bağışlanması ve Cennet ile mükâfatlandırılacaklarını vaad ediyordu.

Bu arada, bize yönelik olarak da “Onlardan hep hainlik görürsün” buyurarak onlardan gelecek tehlikelere karşı dikkatimizi çekiyor, ama hemen arkasından da “Onları bağışla ve aldırış etme” buyuruyordu.

Bu konuda yaptığımız tesbitlerden bazıları şöyle oldu:

İmtihan devam ettiği sürece hatâdan dönüş kapısı sonuna kadar açık / defalarca isyan da etmiş olsa, ömrünün herhangi bir safhasında pişman olarak kötülüklerinden samimî olarak vazgeçen bir kimseyi affolunmaktan alıkoyacak hiçbir sebep yok.

İlâhî affa herkes muhtaç olduğuna göre, bundan azamî seviyede yararlanabilmek için, kullar da böyle bir affediciliği hayatlarına yansıtmaya çalışmalı.

Bir taraftan: “Onlardan hep hainlik görürsün” uyarısı / Hemen arkasından: “Onları bağışla, aldırış etme” emri.

Kur’ân’dan dersini alan bir mü’min, düşmanını tanıyacak ve tuzağına düşmeyecek bir feraset sahibi olmalı; ama kin ve intikam duygusuna da esir düşmemeli.

Gerek Allah’ın onlara tanıdığı bu fırsatları, gerekse Musa aleyhisselâmın sabrı dikkate alınmalı. Kıssadan hisse: maksat ceza değil, ıslah olmalı.

Islah kapısını kapatmamak için üslûba ve hareketlere dikkat etmek gerekir.

Tarihe bakıldığında, başarıya ulaşmış ve insanlara huzur getirmiş olan değişimlerin kin ve intikam hisletinden kendilerini kurtarmış, af ve safh ilkelerine riayet eden topluluklar tarafından gerçekleştirildiği görülecektir.

Her zamanki uyarıyı tekrarlamakta fayda var: Medyaya, bilhassa sosyal medyaya dikkat!

Uyarı ve öğütler her ne kadar İsrailoğulları üzerinden veriliyorsa da, bu karakterdeki insanları mü’minlere tanıtan ve onları teyakkuza sevk eden bir dersin de bu âyetlerde bulunduğu unutulmamalı.

Kur’an Buluşmalarının 287. bölümünü buradan izleyebilirsiniz:

Erdemli Hayat projesi kapsamında gerçekleştirilen ve daha önce MÜSİAD Genel Merkezinde yapılmakta olan Kur’an Buluşmaları, salgın sebebiyle bir müddettir https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi sabahları 7:30-8:30 arasında canlı olarak yayınlanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınız