HDP’liler Üstad’ın adını ağzına alamaz!

Terör örgütü PKK’nın siyasî bürosu olarak faaliyet gösteren HDP eş başkanının Bediüzzaman Hazretlerini istismar etmeye yönelik sözleri üzerine sabah.com.tr’de yayınlanan açıklamasında, Ümit Şimşek “Bütün milletin yüreğini sızlatan bir katliamdan sonra, maktullerin kanı daha yerde kurumamışken meydanlara çıkıp ‘Katil devlet’ diye bağıranlar sadece Bediüzzaman’ın değil, tarihe özgürlük kahramanı olarak geçmiş olan hiç kimsenin adını ağızlarına alamazlar” dedi.

Şimşek, açıklamasında, kin ve intikam hislerini tahrik ederek ve şiddete başvurarak zafere ulaşmış hiçbir özgürlük hareketinin bulunmadığını kaydederek şu noktalara dikkat çekti:

– Bediüzzaman ve talebeleri birer asayiş kahramanıydı. Onun talebelerine vasiyeti, “kalplerinde zerre kadar intikam emeli beslememek” şeklindeydi.

– Polonya’da 44 işçi gösteri yaparken polis tarafından kurşuna dizildiğinde, işçiler yine şiddete başvurmadan özgürlük mücadelesine devam ettiler.

– Martin Luther King, iki aylık bebeğinin de içeride olduğu sırada evi bombalandığı zaman öfkeli zenci topluluğunu yatıştırmaktan başka birşey yapmamıştı.

– Kin ve intikam hislerini tahrik ederek iktidara gelenlerin Rusya’da ve Çin’de kendilerini iktidara taşıyan halklarına neleri reva gördükleri meydandadır.

http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/10/26/nurculardan-demirtasa-tepki adresinde yayınlanan açıklama şöyle:

 

İŞTE ÜMİT ŞİMŞEK’İN SABAH.COM.TR’YE YAPTIĞI AÇIKLAMADAN BAZI BAŞLIKLAR:

BEDİÜZZAMAN MİLLETİNE VE DEVLETİNE KARŞI BİR DAVRANIŞTA BULUNMAMIŞTIR

Bediüzzaman, otuz yılı aşkın bir zaman boyunca talebeleriyle birlikte tarassutlara, baskılara, hapis ve işkencelere maruz kalmış, fakat en sabırlı bir insanın tahammülünü çatlatmaya yetecek böyle bir süreç içinde hiçbir zaman bu milletin devletine karşı bir öfke ihsas edecek en küçük bir söz veya davranış ondan sadır olmamıştır.

ONUN İÇİN İMAN BİRİNCİ MESELEYDİ

Neden olmamıştır?

Çünkü Bediüzzaman’ın bir dâvâsı vardı. O, hiçbir ayırım yapmaksızın insanların imanını kurtarmak gibi bir idealin peşindeydi. Onun gözü gelecekteydi. Bir dâvâ adamı olarak, onun bütün hal ve hareketleri, böyle bir idealin etrafında örülmüş ve bu ideale hizmet edecek şekilde düzenlenmişti.

Girdiği hapislerde, kendisinin ve talebelerinin maruz kaldığı muamelelere aldırmaksızın, insanlığa İkinci Şua gibi, Otuzuncu Lem’a gibi, Meyve Risalesi gibi, On Beşinci Şua gibi Tevhid âbidelerini telif etmekle, mahkûmları ıslah etmekle, kendisiyle birlikte hapse düşmüş talebelerini yetiştirmekle meşguldü.

BEDİÜZZAMAN’I DA ŞİDDETE YÖNELTMEK İSTEDİLER

Bediüzzaman, muhaliflerinin kendisini şiddete yöneltmek istediklerinin farkındaydı. “Benden Menemen benzeri bir hadise beklediniz; bunu göremeyince bana kızdınız” diye sesleniyordu onlara. Sonra dönüp yine kendi müsbet iman hizmetiyle meşgul oluyor, yeni eserler vücuda getiriyordu.

BİRÇOK KEZ ŞİDDETE MARUZ KALMASINA RAĞMEN ŞİDDETE BAŞVURMADI

Onun bir yazılı eserleri vardı, bir de yaşayan eserleri. Yazılı eserlerinde hep bir iman neş’esi teneffüs ediliyordu. En ağır hapishane şartları altında yazdığı eserler de sanki Cennet bahçelerini seyrederken yazılmış bahisler gibiydi.

Yaşayan eserleri de birer âsâyiş kahramanıydı. Binlerce talebesinin hiçbiri, en şiddetli baskılara maruz kaldıkları halde, hiçbir şiddet hareketine karışmadı. Onların hiçbirinden kin ve nefret söylemleri işitilmedi. Bediüzzaman’ın onlara vasiyeti, sadece menfi hareketlere karışmamaktan ibaret değildi; onlardan, kalplerinde de en küçük bir intikam emeli beslememelerini istiyordu.

BEDİÜZZAMAN HAKKINI HERKESE HELAL ETMİŞTİR

“Belki de bunlar son sözlerim olur” diyerek Eşref Edip’e verdiği mülâkatında şunları söylüyordu Bediüzzaman:

“Benimle beraber çok talebelerim de türlü türlü musibetlere, eza ve cefalara maruz kaldılar, ağır imtihanlar geçirdiler. Benim gibi onların da bütün haksızlıklara ve haksız hareket edenlere karşı bütün haklarını helâl etmelerini isterim. Çünki onlar bilmeyerek, kader-i İlahînin sırlarına, derin tecellilerine akıl erdiremeyerek bizim dâvâmıza, hakikat-i imaniyenin inkişafına hizmet ettiler. Bizim vazifemiz onlar için yalnız hidayet temennisinden ibarettir. Bize eza ve cefa edenlere karşı, hiç bir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale-i Nur’a sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye ederim.”

“KATİL DEVLET” SLOGANLARI ATANLAR BEDİÜZZAMAN’IN ADINI AĞZINA ALAMAZ

Bütün milletin yüreğini sızlatan bir katliamdan sonra, maktullerin kanı daha yerde kurumamışken meydanlara çıkıp “Katil devlet” diye bağıran ve milletten oy isteyen, bunun öncesinde ve sonrasında da her ağzını açışında etrafa kin ve nefret saçarak intikam sözü verenler, sadece Bediüzzaman’ın değil, tarihe özgürlük kahramanı olarak geçmiş olan hiç kimsenin adını ağızlarına alamazlar. Çünkü mazlum kitleler içinde hiçbirisinin kin ve intikam hisleriyle zafere ulaştığı görülmemiştir.

KİN VE İNTİKAM SÖYLEMLERİ ÜLKEYE FAYDA GETİRMEZ

Martin Luther King, iki aylık bebeği de içerideyken evi bombalandığı zaman, evinin önünde toplanan öfkeli kalabalığa sükûnet çağrısı yaptı. Ve zencilerin direnişi, tam bir ağırbaşlılık içinde, onca tahriklere rağmen hiçbir şiddet olayına meydan vermeden, haklarını alıncaya kadar devam etti. Eğer Martin Luther King şimdi sözümona Kürt halkı adına kahramanlık taslayanların yaptığı gibi kin ve intikam hislerini tahrik eden bir konuşma yapsaydı, zenciler daha pek çok uzun yıllar beyazların arkasındaki koltuklarda oturmaya devam edecekti.

Polonya’da işçiler komünizme karşı mücadele ederken, “Şiddet bizim sonumuz olur” diyorlar ve yönetimin her türlü tahrikine büyük bir sükûnetle karşı koyuyorlardı. 1970’teki bir gösteri sırasında 44 işçi, polis kurşunuyla öldürüldü. Daha sonraki yıllarda 2500 işçi tutuklanarak feci şekilde işkence gördü. Bütün bunlar, özgürlük mücadelecilerini şiddete sevk etmeyi amaçlayan kışkırtıcı hareketlerdi.

Fakat onlar öfkelerine mağlûp düşmediler, dâvâlarından da vazgeçmediler; sükûnet içinde, hiçbir şiddete başvurmadan, kin ve intikam hislerine kapılmadan, direnişlerine devam ettiler ve bu sayede, ancak bu sayede başarıya ulaştılar. Tarihte hiçbir özgürlük hareketinin kin ve intikam hisleriyle zafere ulaşarak insanlara barış ve huzur getirdiği görülmemiştir.

Bu yolla başarıya ulaştığı düşünülen hareketlere gösterilebilecek örnekler Rusya’dır, Çin’dir, onların da halklarına neler getirdiği meydandadır. Onun için, Kürt olsun, Türk olsun, bu milletin fertleri, kin ve intikam söylemleriyle kendilerine birşeyler vaad edenlerin, Allah göstermesin, ellerine fırsat geçtiği takdirde bu ülke insanlarına neleri revâ göreceklerini çok iyi düşünmelidir.

***

Haberin tam metni:

http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/10/26/nurculardan-demirtasa-tepki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir