96 kişinin ve yüzlerce yaralının kanı daha meydanda kurumamışken çıkıp oy istediler.

Öfkeyle sağa sola sataştılar. Polise saldırdılar. İnsanları devlete karşı kin ve nefretle doldurmaya kalktılar.

Fakat maskelerini uzun müddet suratlarında tutmaya lüzum bile hissetmediler.

Katliâmın ertesi sabahı, olay mahallinde, bir gün önceki terör kurbanlarını anarken neşelerine diyecek yoktu.

Onlar gülmesin de kim gülsün?

Dökülen kanların üç hafta sonraki seçimlerde HDP’ye oy kazandırma, hattâ onları baraj altına düşmekten kurtarma ihtimali var.

Gerçi onlar ağlamayı da bilir, ama böyle durumlarda değil.

Onlar sadece PKK’lı katillerin cenazelerinde ağlarlar.

Ölen polismiş, askermiş, masum vatandaşmış, çocukmuş, beşikteki bebekmiş, yahut bir meydanda bombalarla parçalanmış 96 kişi imiş, hangisinin umurunda?

Yeter ki kendi katillerine, şakîlerine, canavarlarına bir zarar gelmesin.

Yeter ki kendilerini Meclise atıp meşruiyet ve dokunulmazlık görüntüsü altındaki mel’anetlerine meydana açacak miktardaki oyları baraj altına düşmesin.

Onların kanla beslendiklerini zaten bilmeyen yoktu.

Fakat bu defa neş’elerini açığa vurmak için bir gün bile beklemeyecek kadar küstahlaştılar.

Kim onlar diye tek tek isim sormayın.

“HDP görünümlü PKK teröristleri” diyelim, hepsini birden tarif etmiş oluruz.

O suratlara 1 Kasım’da ne nasıl bir şamar indirileceğini de hepimiz biliyoruz zaten.

“Bırak biraz gülsünler, sonra çok ağlayacaklar!” (Tevbe, 9:82).

1 YORUM

  1. Başbakanı terörist taziyesine davet eden sivrizekalıları ben de Ankara bombacılarının taziyesine davet ediyorum, tutarlılık bunu gerektirir. Kamalak’a da soruyorum: O intihar bombacıları da ana kuzusu mudur?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here