28 Şubat’ın mimarlarından Güven Erkaya’nın ölümü üzerine “Helâl etmiyoruz” şeklinde manşet atan Akit gazetesinin başına gelmeyen kalmamıştı.

Benzer bir olay, çok küçük çapta da olsa, bu defaErol Büyükburç’un cenazesinde yaşandı. İmam efendinin “Hakkınızı helâl ediyor musunuz?” sorusuna “Etmiyoruz” cevabını veren iki kişi, bunun karşılığını hakaret, tekme ve tokatlarla aldı.

Vaktiyle doğuda yol kesen eşkıyanın da yolcuları soyduktan sonra tüfeği doğrultup “Helâl et” dediğine dair hikâyeler işitirdik. Çok şükür cenazelerimizde helâl ettirme teşebbüsleri henüz silâh yoluyla iknâ şekline dönüşmüş değil; fakat iknâ gücü ondan aşağı kalmayan medya ve laik kamuoyu baskısı, tam kapasiteyle bir helâlleşme aracı olarak kullanılıyor. Ünlü birisine sıkıysa hakkınızı helâl etmeyin, cesaretiniz varsa bunu ilân edin! Başınıza neler gelebileceğini görüyorsunuz.

***

Fakat bu arada bazı sorular da cevapsız kalıyor; laik bay ve bayanlarımız işte bunun farkında değiller:

İmam efendi o soruyu lâf olsun diye mi soruyor sanıyorsunuz?

Veya o  soruya herkes “Helâl ettik” cevabını vermek zorunda mıdır?

Yahut helâl etmeyeni de tekme-tokat-küfür gibi laik ve uygar yöntemlerle iknâ ettiğinizde, aldığınız sonuç kabrin diğer tarafında işe yarayacak mı sanıyorsunuz?

Veya rahmetlinin başına Allah tarafından birşey geldiği takdirde bunu da tekme-tokatla savuşturabilecek misiniz?

***

Cenazede hırpalanan iki vatandaşın haklarını helâl etmeme gerekçesi olarak söyledikleri söz, ciddîye alınacak birşeydir. Bu iddiayı siz ciddîye almayabilirsiniz; fakat en küçük bir hakkın mizana koyulacağı ve “karıncanın Süleyman’dan hakkını alacağı” o büyük mahkemede, her iddia ciddiyetle dinlenecek ve delil istenecektir. Eğer bir kısım gençliğin bugün içinde bulunduğu durumda bazılarının da payı olduğu sabit olursa — ki bu konuda hüküm verecek olan Allah’tır — o zaman dâvâlı gerçekten çok zor bir duruma düşecek demektir. Zira Allah’ın Resulü tarafından açıkça bildirildiğine göre, kötü bir çığır açan kimse, arkadan gelenlerin o yolda işledikleri günahların bir mislini aynen yüklenir, onların günahlarından da birşey eksilmez. (Müslim, Zekât:  69; Tirmizî, İlim: 16; İbni Mâce, İman: 14; Müsned, 2: 504.) “Biz bugünkilere nisbetle çok daha mazbut idik; bu kadar ileri gitmemiştik” şeklindeki mazeretlerin de çok fazla işe yarayacağı düşünülmesin; çünkü şimdi küçük ve basit görünen o adımlar vaktiyle atılmasaydı, arkadan daha büyükleri gelmezdi. Sizi örnek alan, elbette aynı noktada kalmayacak, daha ilerisini deneyecektir.

Onun için, cenazelerin teşyi edilmesi sırasında sorulan “Nasıl bilirsiniz?” ve “Hakkınızı helâl ediyor musunuz?” şeklindeki soruların ciddîye alınması ve henüz bu dünya hayatı elde iken ona göre hazırlık yapılması, herkesin menfaatinedir. Aksi takdirde, kamera önünde yapılan şovlar, yarınki mahkemede tamamen sizin ve mevtânın aleyhinde delil olarak kullanılabilir.

Biz söylemiş olalım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here