Yazarlarımızdan Şeyma Gür’ün “Benim Namaz Kılmam Lâzım Panpa” başlıklı yazısında bahsi geçen hanım, olayı kendi açısından kaleme aldı.

Yazının altına “Nazlı” adıyla yorum yapan Gür’ün arkadaşı, Risale-i Nur’ları tanıyışını ve “Benim namaz kılmam lâzım panpa” mesajını atışına sebep olan hadiseyi şu satırlarıyla anlattı:

 

Bu satırları Rüstempaşa Medresesindeki dersimizden Çorluya dönüşümde otobüste yazıyorum. Hikayeyi bir de benden dinleyin istedim. Evet o kız benim.. Bendeki onu anlatmam zor, ancak belki biraz tarif edebilirim.

Birlikte çalışmaya başladığımız günlerde meslekteki donanımına ve birikimine hayran oldum. Onu izlemeye başladım. Şefkatini, hassasiyetini gördükçe hayranlığım ziyadeleşiyordu. Kelimenin tam anlamıyla üzerinde çalıştım. (o zamanlar bana mana-yı harfi ile bakmayı anlatsanız muhtemelen size boş gözlerle bakardım) Sevdiği herşeyi ve herkesi merak ediyor, sevmediklerini (ki sevmediği pek az şey vardır) sevmez oluyordum. Bu niye böyle? diye kendime sorsam herhalde gurbette anne hasreti içindeyken onu merhem görüyorum diyordum. Asıl nedeni (birçok asıl nedenleri olduğu gibi) yakında öğrenecektim.

İlk ışığın yanmasına vesile olması gecikmedi. Ona “hocam biz zaten yanmışız” dedim ve daha diyemeden ümitvar olmamı öğütledi. Denizdeki kum taneleri kadar bile günahın olsa tövbe edeni affeder dedi. Oysa bize Allah’ı hiç böyle anlatmamışlardı. Bu ışık öyle bir parladı ki….

“Gece ne kadar karanlık olursa yıldızlar o kadar parlak olur.” (Bunu da bugünkü derste Ümit Bey’den öğrendim)

Sonra bahsettiği gibi dersler başladı. İlk dersi bir tarikat ehli ablamın (Allah ondan da razı olsun) evinde gördüm. Ezberlerim bozuldu, tabularım bir bir yıkıldı…

Bir dostumu ziyarete Bursa’ya giderken yanıma yine onun hediyesi Küçük Sözler’i aldım. Bu benim ilk defa kendi kendime risale okumam olacaktı. Dördüncü Sözdeki temsile vuruldum. Fakat dedim ki: Bir ara başlarım, belki büyüyünce:) Sonra Üstadım ikaz etti: “Hiç kati senedin var mı ki gelecek seneye belki yarına kalacaksın?” İşte eller yukarı teslim olmuştum. Yazının başlığındaki mesaj bunun akabinde atıldı. O yolculukta o kitabı bitirdim. Çok defa ağlamak istedim, konumum itibariyle zor dayandım.

O günlerden bu günlere hala hocamın peşindeyim. Bir gün olsun of demedi, her soruma sabırla cevap verdi, benim için çok defa uykusuz kaldı. Allah’a hamd olsun ki bana bir hastalığı bir musibeti değil böyle güzel yürekli birini vesile etti. Rabbim ondan razı olsun, evlatlarıyla eşiyle ve tüm sevdikleriyle bu dünyada mesud cennetinde de Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin. Amin.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here