Übeyy b. Kâ’b (r.a.), Resulullahın (s.a.v.) “Kur’ân’ı dört kişiden öğreniniz”[1] buyurarak saydığı isimler arasında yer alan büyük bir âlim Sahabî idi.

İlk vahiy kâtibi oydu.

Daha Resulullah zamanında iken fetvâ veren bir Sahâbî idi.

Resulullah onu “Kur’ân okuyucularının efendisi, Ensârın efendisi” gibi ünvanlarla taltif buyurmuştu.

Tefsir ekollerinin dayandığı üç büyük medreseden biri olan Medine medresesinin başında o vardı.

Şu hadise de onun ilimdeki müstesna mevkiini bizzat Resulullahın iltifatına müsteniden açıkça göstermektedir:

Resulullah (s.a.v.) bir gün Übeyy b. Kâ’b’a “Allah’ın kitabından ezberinde olan âyetlerin en büyüğü hangisidir, biliyor musun?” diye sormuştu.

Übeyy (r.a.) önce “Allah ve Resulü daha iyi bilir” diye cevap verdiyse de Resulullah ona tekrar aynı soruyu sorunca “Allahü lâ ilâhe illâ Hüve’l-Hayyü’l-Kayyûm’dur” diye cevap verdi.

Resulullah bu cevabı takdir ederek onun göğsünü sıvazladı ve “İlim sana mübarek olsun” buyurdu.[2]

***

Resulullahın Raşid Halifeleri zamanında da Übeyy b. Kâ’b çok önemli hizmetler ifa etti.

Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in (r. anhüma) danışma meclislerindeydi.

Hz. Ömer zamanında, cemaatle ilk teravih namazını o kıldırdı.

Hz. Ömer “Kur’ân’a dair birşey soracak olan Übeyy b. Kâ’b’a, feraizden soracak olan Muaz b. Cebel’e gitsin, ihtiyacı olan da bana gelsin” diyordu.

Halife Hz. Ömer nezdinde onun gerçekten büyük bir itibarı vardı.

Şimdi nakledeceğimiz vak’ayı bu tesbitlerin ışığında değerlendirmemiz gerekiyor.

***

Süleyman b. Hanzale anlatıyor:

Kendisiyle sohbet etmek için Übeyy b. Kâ’b’a gitmiştik. O kalktığında biz de kalkıp peşine takıldık.

Yolda Ömer’le karşılaştık. Ömer hemen Übeyy’in peşine düşüp ona kamçıyla vurmaya başladı.

Übeyy kollarıyla kendisini korumaya çalışırken “Yâ Emîre’l-mü’minîn, ne yaptık ki?” diye soruyordu.

Ömer “Bu gördüğün şey, kendisine tâbi’ olunan kişi için fitne, ona tâbi’ olanlar için zillettir!” dedi.[3]

***

Hz. Ömer, Resulullah’ın övgüsüne mazhar olan ve bizzat kendisinin de çok büyük değer verdiği Übeyy b. Kâ’b gibi büyük bir Sahabînin dahi peşine adam takarak dolaşmasında bir fitne kokusu sezmiş ve şiddetle tepki göstermişti.

Oysa zamanımızda böyle şeyler “tâbi olunan için izzet ve itibar, tâbi olanlar için şeref” sayılıyor.

Bugün bizim aramızda bulunacak olsaydı, Hz. Ömer acaba kaç tane kamçı eskitirdi dersiniz?


[1] Diğerleri: Abdullah b. Mes’ud, Ebû Huzeyfe’nin âzatlısı Salim ve Muaz b. Cebel (r. anhüm). (Buharî, Menâkıbü’l-Ensâr: 16; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe: 116).

[2] Müslim, Müsafirîn: 258.

[3] Dârimî, Mukaddime: 54 (no. 529).

1 YORUM

  1. herkez birilerinin peşinden giderse şura olmaz hak yerini bulmaz
    biz belasız için hükümeti takip ederken
    üç beş cemaat muhalif yapılmış onlarda gidiyorlar
    Evet şura yapmanın zamanı çoktan geçmiştir
    Artık her kesim her cemaat ve her ıslam ülkeleri
    Şura ile karar alırsa aşırı uçlar olmaz şura
    kendi kendini denetler sapkın ve ajan olanlar hayat bulamazlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here