– 41 –

Medih ve muhabbet, övgü ve sevgi — bunlar, sık sık birbirine karıştırılan ve bu yüzden, birbirinin günahını çekmek zorunda kalan iki kavramdır. Bunlardan birincisini “Meddahları gördüğünüzde yüzlerine toprak serpin[1] hadisi ile yasaklanmış, diğeri ise, “Kardeşini seven birisi bunu ona bildirsin[2] buyuran Hz. Peygamber tarafından emredilmiştir. Ancak insan toplulukları arasında bu iki kavramı birbirine karıştırmak ve sevgiyi bastırır yahut yanlış yönlere sevk ederken, övgüyü alabildiğine teşvik etmek eğilimi yaygındır. Manevî değerlerin önem taşıdığı topluluklar da zaman zaman bu hatâya düşmekten kurtulamazlar ve ihlâsı korumak namına sevgiler budanır, övgüler ise yeşermeye devam eder.

Barla mektupları ise, gerek Üstad ile talebeleri, gerekse talebelerin birbiri arasındaki muhabbet ifadeleriyle doludur. Sekizinci ve Dokuzuncu Bölümlerde aktardığımız örneklerden de anlaşılacağı gibi, Risale-i Nur talebelerini harekete geçiren ve sımsıcak bağlarla birbirine kenetleyen şey muhabbetin tâ kendisidir. Bediüzzaman, ihlâstan sonraki en büyük kuvvetlerinin, tesanüd, yani, talebeler arasındaki dayanışma olduğunu söyler.[3] Ancak bu tesanüdü sağlayan ve kubbeli binalarda baş başa vermiş taşları birbirine bağlayan bir harç vardır ki, o da muhabbetten başka birşey değildir. Bediüzzaman’ın gerek Barla mektuplarındaki, gerekse daha sonraki mektup ve risalelerindeki teşvik ve uyarılarından rahatlıkla çıkarabileceğimiz bir sonuç var:

IMG_4476-a

Üzerinde bu kadar ısrarla durulan tesanüd kavramı, şu veya bu şekildeki bir yapılanmanın etrafında dönen bir tesanüd değildir. Bu, doğrudan doğruya, insanların faziletlerini esas alan ve onların birbirleri arasındaki muhabbet ve münasebetlerinin bir tercümesinden ibarettir. Nitekim, ünlü İhlâs Risalesindeki havuz benzetmesinde de benlik duygusunun “kardeşler” içinde eritilmesinden söz edilmektedir.[4]Hizmet” veya “cemaat” gibi kavramlar, her ne kadar insanlardan ortaya çıkan yapılanma ve faaliyetleri ifade ediyorsa da, “kardeşler” ve “talebeler” gibi insanın fert olarak bizzat kendisi üzerinde vurgu yapan sözlerin bu tür deyimlerle yer değiştirmesi halinde istikametin kısa zamanda kaybedildiğine dair ilk belirtiler, insanlar arasındaki muhabbet hissinin kan kaybetmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Onun için, iman ilimlerinde veya iman hizmetinde birşeylerin yanlış gitmeye başladığı hissedildiğinde, bizce ilk olarak yoklanması gereken şey insanların birbiri arasındaki karşılıklı duygular, ilk başvurulacak yer de Barla mektupları olmalıdır. Barla Modelinin öngördüğü biçimdeki ihlâs-tesanüd-muhabbet formülünün dünyada çözemeyeceği pek az problem vardır.

[Devam edecek]

[1] Müslim, Zühd: 69.

[2] Ebu Dâvud, Edeb: 113; Tirmizî, Zühd: 54.

[3] Risale-i Nur Külliyatı, 1812.

[4] A.g.e., 671.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here