Bülent Arınç, 28 Şubat ile ilgili hatıraları arasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüksek rütbeli bir subayı nasıl azarlayarak susturduğunu anlattı.

MTTB Kültür Müdürlüğünde düzenlenen toplantıda konuşan Bülent Arınç, Erdoğan Başbakan iken yüksek rütbeli bir subayın İmam Hatiplilerle ilgili olarak uygunsuz sözler sarf etmesi üzerine, “Bana bak. Otur oturduğun yerde. Terbiyesizlik yapma, ben de o imam hatip lisesinin mezunu bir delikanlıyım” diye azarlayarak subayı susturduğunu nakletti.

Arınç sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlar yaşandı bitti. Herkes haddini bildi. Öyle ağzını açmış kocaman diliyle irtica, yobazlık, imam hatip bilmem ne… Bunları tehlike olarak gören omuzu kalabalık birine, o günün imam hatip neslinin, altın neslinin delikanlısı, ‘Ağzımı açtırma benim, otur oturduğun yerde, kafamı kızdırma, gelirsem sana şöyle yaparım’ diye… Tutanaklardan okuyabilirsiniz.”

***

28 Şubat dönemi deyince, dönemin kudretli paşalarına daha başka kimselerin hitap şekilleri de hemen akla geliveriyor. Meselâ Fetullah Gülen’in Çevik Bir’e yazdığı uzun mektuptaki şu pasajlar gibi:

“Genel Kurmayımız’ın çok değerli İkinci Başkanı Sayın Komutanım,

“Son günlerde medyamızda yeniden gündeme gelen ve yanlışlıkla ismimle birlikte anılan okullarla ilgili olarak, şu birkaç satırla huzurlarınızı işgal edeceğim için yüksek af ve hoşgörünüze sığınıyorum.

“Tamamen Türk eğitim sistemine bağlı olarak faaliyet gösteren bu okullarda eğer, Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik, bağımsız ve sosyal bir hukuk devleti özelliğinin aksine bir faaliyet varsa, devletimizden önce ben, bu okulların açılmasını teşvik etmiş biri olarak kapatılmalarını teşvik ederim. Eğer, bazılarının iddia ettiği gibi, bu okullarda herhangi bir dış ülkeden veya ülkemize düşman kuruluşlardan alınmış tek kuruşluk destek varsa, zaten hastalıklarla sonuna gelmiş hayatımı bizzat kendi ellerimle noktalarım. Bununla birlikte, devletimiz, zaten kendisinin olan bu okulları dilediği zaman devralabilir. Kaldı ki, bu okullar zaten devletimizin olduğu için, böyle bir devirden söz etmek bile abestir. Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma ve kollama vazifesini deruhte etmiş şanlı ve kahraman ordumuzun seçkin ve şerefli bir mensubu ve Genel Kurmayımız’ın İkinci Başkanı olarak, ne zaman, nerede ve ne şekilde arzu buyurursanız bu okulları şereflendirebilir ve her türlü teftişi yapabilirsiniz.

“Böyle bir mektupla kıymetli vakitlerinizi işgal etme sû-i edebinde bulunduğum için tekrar özür diler, yeni yılda sıhhat ve afiyet dileklerimle birlikte, en derin saygılarımın kabulünü arz ederim efendim.”

— Fethullah Gülen

***

Milletimizin dinî değerlerine karşı açıkça cephe almış bir komutana bu mektubu yazan zat, edepsizliğe hak ettiği cevabı veren Cumhurbaşkanına karşı saymadık lâf, sıralamadık hakaret bırakmıyor:

Tabii, karşısına çıkarak değil, uzaklarda, çok uzaklarda saklandığı yerden…

2 YORUMLAR

  1. Bu güne kadar hiçbir dönemde görülmemiş düzeyde devlet desteğine rağmen bu millete yapılan bu ihaneti aziz milletimiz asla unutmayacak bu ihanete ortak olanları tarihin karanlık sayfalarında yeri geldikçe lanetler ile anacaktır
    Üzüldüğüm tek nokta saf temiz berrak duygular ve halis niyet ile bu memlekete hizmet etme aşkıyla koşan vatan evlatlarımızın bu ihanet şebekesine hizmet adı altında belkide bir lokma rızık için ortak edilmiş olmalarıdır
    Hiçbir günahı olmayan masum kardeşlerimozin bu işler için kullanılmış olmaları üzüntükaynağımızdır.

  2. Bedüzzaman hazretleri bu ihanete hayatta olsa idi nasıl muamele yapardı acaba
    Necliste abdest aldığında yüzünü sildiği mendilini sonaya tutarak kuruturken bile meclis görüşmelerini dikkatle takip eden bir zatın peşinden gittiklerini ifade edenlerin bu tablo karşisinda mezarındaki durumunu tahmin bile edemiyprum
    Bunların Bedüuzzaman hazretlerine bile ihanet ettikleri kanaatindeyim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here