30 Eylül 2014 Salı akşamı Fatih, Nurtaşı medresesinde yaptığımız derste, Emirdağ mektuplarından birindeki şu pasaj, Risale-i Nur’un siyasetle uğraşmamak ve idareye karışmamak prensibinin önemini bir kere daha bize hatırlattı.

***

Kur’an-ı Hakîm’in sırr-ı hakikatiyle ve i’cazının tılsımıyla, benim ve Risale-i Nur’un programımız ve mesleğimiz ve bilfiil semeresini gördüğümüz ve çalıştığımız ve gaye-i hareketimiz ve hedefimiz, ölümün idam-ı ebedîsinden iman-ı tahkikî ile bîçareleri kurtarmak ve bu mübarek milleti de her nevi anarşilikten muhafaza etmektir.

 

İşte Risale-i Nur, üç ehl-i vukuf heyetinin ve üç mahkemenin incelemesinden geçtiği halde, bu iki vazife-i kudsiyeden başka, kasdî olarak dünyaya, idareye, asayişe dokunacak ciheti olmadığına, yirmi senelik hayatım ve yüz otuz Risale-i Nur meydanda cerh edilmez bir hüccettir.

 

Evet, mahkemece dava ettiğim ve benimle münasebettar bütün dostlarımın tasdiki altında, yirmi seneden beri hiçbir gazeteyi okumayan, dinlemeyen ve bu kadar muhtaç olduğu halde istirahati için hiç müracaat etmeyen ve on seneden beri hükûmetin erkânlarını – birkaçı müstesna olarak – bilmeyen ve dört seneden beri Dünya Harbinden ve hâdisatından hiç haber almayan ve merak etmeyen bu bîçare mazlum Said, hiç imkânı var mı ki, ehl-i siyasetle uğraşsın ve idareye ilişsin ve asayişin ihlâline meyli bulunsun? Eğer zerre miktar bulunsaydı, “Karşımda kimler var, dünyada neler oluyor, bana kim yardım edecek?” diye soruşturacaktı, merak edecekti, karışacaktı, hilelerle büyüklere hulûl edecekti.

***

Bu son cümleden çıkarılabilecek önemli bir ikaz:

Siyasete ve idareye karışmamak, Risale-i Nur hizmetinin en önemli bir anayasa maddesidir.

Eğer bu madde ihmal edilirse, hattâ ihlâl veya ihmal etmek bir yana dursun, zerre miktar bir meyil bile bulunsa, kaçınılmaz olarak şu sonuçlarla karşılaşırsınız:

“Karşımda kimler var, dünyada neler oluyor, bize kim yardım edecek?” diye merak eder, soruşturursunuz.

Sonra siyasete, idareye, hükûmete karışırsınız. Ve:

Hilelerle bir yerlere hulûl etmeye çalışırsınız.

İş bu raddeye geldiğinde de Risale-i Nur’un zerre kadar yalan kaldırmayan ve hiçbir şeye âlet olmayan iman hizmeti bir yana bırakılmış olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here