ÜMİT ŞİMŞEK

Çeşitli üniversitelere mensup bilim adamları, SARS-CoV-2 adlı virüs ile ilgili olarak yürüttükleri ortak çalışmanın sonucunu açıkladılar:

“Bu virüsün insan eliyle üretilmiş olması mümkün değildir; bunu ancak evrim yapabilir.”

Bütün dünyayı tesiri altına alan salgınla ilgili olarak ortaya atılan çeşitli komplo teorileri, bu salgının âmili olan virüsün genetik mühendisliği yoluyla insanlar tarafından laboratuarda üretildiği iddiası etrafında yoğunlaşıyordu.

Bu konuyu araştırmak üzere Scripps Araştırma Enstitüsünden Kristian G. Andersen, Edinburgh Üniversitesinden Andrew Rambaut, Columbia Üniversitesinden W. Ian Lipkin, Sydney Üniversitesinden Edward C. Holmes ve Tulane Üniversitesinden Robert F. Gary tarafından yürütülmekte olan ortak çalışmanın sonucu, Nature Medicine adlı bilimsel dergide yayınlandı.

Makalede yer alan bilgilere göre, adı geçen bilim adamları, çalışmalarını SARS-CoV-2 virüsünün başak proteinlerinde iki önemli bölge üzerinde yoğunlaştırdılar. (Başak proteinler: virüsün dış tarafında bulunan ve gerek insan, gerekse hayvan hücrelerinin duvarına tutunarak içeri girmelerini sağlayan protein molekülleri.)

Bu bölgelerden birisi, virüsün hedef aldığı ev sahibi hücreye bir kanca gibi tutunmalarını sağlayan kısım.

Diğeri ise, tutundukları hücreyi tıpkı bir konserve açacağı gibi yarıp açmak suretiyle içeri sızmalarını sağlayan kısım.

Ancak virüs bu iki “organını” hiç beklenmedik bir şekilde kullanıyor.

İnsan vücudunda, son derece bilinçli bir şekilde, akciğer hücrelerinin dışında bulunan ve ACE2 kısaltmasıyla anılan bir proteini nokta atışıyla buluyor ve doğrudan ona yapışıyor. (Uzun adı “anjiyotensin dönüştürücü enzim” olan bu protein, insan vücudundaki hücrelerde kan basıncının düzenlenmesinde rol oynayan ve akciğerlerde de akciğer iltihabını önleyen bir protein.)

Fakat SARS-CoV-2 virüsünün başak proteini, hedef aldığı ACE2 proteinini sadece nokta atışıyla vurmakla kalmıyor, aynı zamanda ona o kadar sağlam bir şekilde yapışıyor ki, bu özelliğiyle virüsün bulaşıcılığını diğer virüslerin on misli gibi seviyelere çıkarıyor. Bunun sonucu olarak da, SARS-CoV-2 virüsünün öldürücü özelliği diğer grip türlerinin onlarca misline çıkabiliyor.

Diğer taraftan, söz konusu araştırmayı yürüten bilim adamları, SARS-CoV-2 virüsünün bir başka özelliğine daha dikkat çektiler:

Bu virüsün genel molekül yapısını teşkil eden omurgası, diğer coronavirüslerden çok farklı bir yapıda idi ve daha çok yarasa ile karıncayiyene ait virüslerin yapısına benziyordu. Bilim adamları, bu kadar farklı bir yapının laboratuarda gerçekleştirilmiş olmasına da imkân bulunmadığını kaydettiler.

Bu iki önemli gerekçenin her ikisi de, araştırmayı yürüten ekibi, “elindeki onca imkânlara rağmen insan zekâsının böyle bir virüs üretmiş olamayacağı” neticesine getiriyor.

“Peki, o zaman bu virüsü kim icad etti?” diye soracak olursanız, araştırmayı yürüten bilim adamları bunun cevabını çoktan bulmuşlar bile:

“Bunu ancak evrim yapabilir” diyorlar.

Çünkü bugünün bilim “dininde” herşeye gücü yeten, herşeyi bilen ve her zaman her şeyin en doğrusunu yapan bir varlığın adına “evrim” deniyor.

***

Kaynaklar:

Kristian G. Andersen, Andrew Rambaut, W. Ian Lipkin, Edward C. Holmes & Robert F. Garry, “The Proximal Origin of SARS-CoV-2”: https://www.nature.com/articles/s41591-020-0820-9

“COVID-19 Coronavirus Epidemic Has a Natural Origin”: https://www.sciencedaily.com/releases/2020/03/200317175442.htm

***

Image by PIRO4D from Pixabay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here