Nisâ sûresinin 163-164. âyetlerini okuduğumuz 274. Kur’an Buluşmasında, ağırlıklı olarak vahiy konusu üzerinde durduk.

UTESAV organizasyonuyla gerçekleşmekte olan Buluşmaların bu bölümünde okuduğumuz âyetlerin meali şöyle idi:


Biz Nuh’a ve Nuh’tan sonraki peygamberlere nasıl vahyettiysek, sana da öylece vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve nesline, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a ise Zebur’u verdik.

Bundan önce sana kıssalarını anlattığımız peygamberlere ve kıssalarını sana anlatmadığımız peygamberlere de vahyettik. Musa ile de Allah bizzat kelâmıyla konuştu.


Bu âyet-i kerimeler, ilk insandan bu yana tarih boyunca bütün insanlara yol göstermiş bulunan vahiy gerçeğini bize hatırlatıyordu. Zira bu dünyaya herşeyden habersiz ve herşeyden âciz olarak gözünü açan insana, niçin buraya gönderildiini, burada kendisinden neyin beklendiğini, buradan sonra nereye gideceğini, ancak kendisini bu dünyaya gönderen bildirebilirdi. Nitekim öyle de olmuş ve insanlık tarihi boyunca Allah Teâlânın gönderdiği peygamberler, Allah’tan aldıkları vahiyle insanlara yol göstermişlerdi.

Konuyla ilgili olarak okuduğumuz diğer âyet ve hadislerin ışığında, özetle şu tesbitleri yaptık:

  • Peygamberlerin hepsi, kendilerine Allah tarafından vahyedilmiş insanlardır.
  • Dünyaya gelen her varlığa görevleri nasıl ilham edilmişse, bu hayata gözünü açan insanlara da niçin buraya gönderildikleri ve burada kendilerinden neyin beklendiği vahiyle bildirilmiştir.
  • Bu sayede insan nesli yaratılış amacına kavuşmuş, varlıkları bir anlam kazanmıştır.
  • İnsanlık tarihi, bu sebeple, hiçbir zaman vahyin nurundan mahrum bırakılmamış, devamlı olarak peygamberler gönderilmiştir.
  • Peygamberlerin hiçbiri kendiliğinden konuşmamış, kendiliğinden dinine birşey ilâve etmemiştir.
  • Onların bütün tebliğ, irşad, emir ve yasakları Allah tarafından kendilerine verilmiş olan yetki sebebiyledir.
  • Ehl-i Kitap işte bu hakikati ve işin ciddiyetini kavrayamamışlar ve bu sebeple dinlerini koruyamamışlardır.
  • Farklı dinlerin ortaya çıkması da işte bu sebeptendir. Yoksa peygamberlerin tebliğ ettikleri din ancak İslâm dinidir; fark sadece bazı hükümlerdedir ki, onu da yine Allah belirlemiştir.
  • Vahiy işte bu sebepten “korunmuştur.” Onda hatâ, şüphe, tereddüt bulunmaz. Ona hiç kimsenin parmağı karışamaz. Beşerî hatâlar veya şeytanların tuzakları onu bozamaz. Vahyin dışındaki ilhamlar ise, bütün ulemânın ittifakıyla, mâsum değildir, yani hatâdan korunmuş değildir.

Özetini verdiğimiz 274. Kur’an Buluşmasının tamamını şu bağlantıda izleyebilirsiniz:

UTESAV’ın Erdemli Hayat projesi kapsamında düzenlenmekte olan ve daha önce MÜSİAD Genel Merkezinde gerçekleşen Kur’an Buluşmaları, virüs salgını sebebiyle şimdilik sadece https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi günleri 19:00-19:40 arasında yayınlanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here