Mustafa İslamoğlu, yalanının ortaya çıkmasına ve kendisinin de bu durumu kabul etmesine rağmen, Bediüzzaman’a ve Risale-i Nur’a iftira etmekten vazgeçmiyor.

Yazar Şahin Doğan, Mustafa İslamoğlu’nun Bediüzzaman’a yakıştırdığı “Risale-i Nur’u Kur’ân ile bir tutmak” iftirasını, kitabının yeni baskısında da tekrarladığını ortaya çıkardı.

Mustafa İslamoğlu, 25’inci Sözden aldığı ve “Kur’an Arş-ı Azamdan, İsm-i Azamdan, her ismin mertebe-i azamından geldiği için” ifadesine Risale-i Nur’u da ekleyip “Kur’an ve Risale-i Nur Arş-ı Azamdan, İsm-i Azamdan, her ismin mertebe-i azamından geldiği için” şekline sokarak Bediüzzaman’a iftira etmişti.

Foyası ortaya çıktıktan sonra İslamoğlu bu iddiasının başka bir yerden yapılan nakil sebebiyle “sehven kitaba girdiğini” iddia etmişti. Kitabının yeni baskısında ise, İslamoğlu bu iddiayı sehven değil, kasten ve bir dahi aşk ile kitabında tekrarlamış oldu.

Şahin Doğan, Risale Haber’deki yazısında bu durumu şöyle özetledi:

İslamoğlu’nun o alıntıları bizzat Risale-i Nurlardan değil, Risale-i Nur ve Bediüzzaman’ın azılı iki düşmanı olan Yaşar Kutluay ve Sadettin Merdin’den yaptığı intihaller ve aşırmalar olduğunu, bir yazımızda, gözler önüne sermiştik. (Bkz: M. İslamoğlu’nun Harici/Tekfirci Mantığı ve İftirasının Tescili, Risalehaber, 15.12.2015) İslamoğlu, özür açıklamasının bütününde bildiğini okumasına, hatta daha da ağır şeyler söylemesine kısacası özrünün kabahatinden büyük olmasına rağmen hakkaniyet ve ilim ahlakı gereği kitabının ikinci baskının çıkmasını bekledik. İkinci baskı çıkınca ilgili dipnotta (99. Dipnot) “En sonunda iş risaleleri Kur’an ile eşdeğer vahiy ilan etmeye gelip dayanıyor” ifadesinin olduğu gibi bırakıldığını, sadece “Risale-i Nur” ibaresinin kaldırılmış olduğunu gördük. Ancak bir de ne görelim aynı ibare yine aynı malum ve muharref şekliyle kitabın 2. bölümünün 22. dipnotunun son paragrafında olduğu gibi tekrar edilmiş. Hem de “Paralel Kur’an” gibi daha büyük bir iftira kulpu takılarak. Dilerseniz bahse konu dipnotu birlikte okuyalım:

“…Said Nursi, Risalelerini şu sözlerle “Paralel Kur’an” ilan etmiştir: “Kur’an ve Risale-i Nur, arşı azamdan, ismi azamdan ve her ismin azamlık mertebesinden nüzul ile ezel ve ebed ve şu anı ve bütün gaybi alemi ve bütün beşeri ve kevni hadiseleri kuşatan ve tasarrufu altına alan kelimetillahtır ve semavidir.” (25. Söz) Bu tür eserlerin Kur’an’la kıyaslanması sadece yakışıksız değil, aynı zamanda vahiy tasavvurunun yoldan çıkmasıdır” (Bkz: M. İslamoğlu, Kur’an’ı Anlama Yöntemi, s. 113, 22. Dipnot, Denge y. )

***

Şahin Doğan’ın konu ile ilgili yazısı:

“Mustafa İslamoğlu, ‘Paralel Kur’an’ ve Risale-i Nur’lar”

***

Konuyla ilgili daha önceki haberimiz:

“İslamoğlu Kur’ân’ı Bu Kafayla Anlıyor”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here