ÜMİT ŞİMŞEK

– II –

O ülkeye, günlerden bir gün, yeniçeri devşirmesi bir delikanlı düştü.

Başka topraklarda doğmuş, başka kültürlerin insanıydı bu genç.

Fakat içinde bir cevher saklıyordu.

Osmanlı Sarayında öyle bir cevher gizli kalamazdı.

Zamanın Padişahı, çok geçmeden onu keşfetti ve devletin kapılarını ardına kadar ona açtı.

Bundan sonrası çalışmak ve yükselmekti Mehmet Ağa için.

Bahçıvanlığı sırasında musiki sanatına merak sardı. Sonra sedefkârlık ve mimarlık sanatlarına yöneldi.

Bu yönelişte ona yol gösteren, Vişne Mehmet Efendi adındaki maneviyat büyüğü oldu.

“Bu ne büyük nimettir,” demişti Vişne Mehmet Efendi. “Ve iki cihanın birden safâsıdır ki, hem dünyayı imar etmiş, hem de âhiretini kazanmış olursun. Oğul, bu sanat sana münasiptir.”

Sedefkâr Mehmet Ağa, Koca Sinan gibi bir dâhinin yanında 21 sene çalıştı.

Bu arada pek çok devlet hizmetinde bulundu. Su Nâzırlığına kadar yükseldi. Bu görevleri sırasında Osmanlı mülkünü baştan başa dolaştı.

Ömrünün her ânı, muhteşem bir eserin hazırlığı demekti Sedefkâr Mehmet Ağa için.

Fakat o henüz bunu bilmiyordu.

[Devam edecek]

Bu serinin birinci yazısı:

Dünyanın en güzel silueti

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here