Kırk sekiz yamalı cübbe

İbrahim Fakazlı’nın hapishane hatıralarından:

Mahkemeden bir gün önce “Hocalar, hocalar!” diye bağırıyordu meydancı. Ben de koridorda bir yere gidiyordum. Karanlık, görünmüyor, sesi çıkıyordu sadece. “Ne istiyorsun?” dedim. Baktım, elinde bohça gibi birşey var.

“Bunu hoca gönderdi, ‘Yamasınlar’ dedi.”

Hemen kaptım elinden. Baktım, mis gibi kokuyor. Artık başıma koydum, koşuyorum koğuşuma.

Dedim: “Üstad Hazretleri cübbesini göndermiş, yamanacak.”

Ben ona cübbe diyordum, ama cübbe değilmiş. Sonra orta yere çarşaf gibi birşey serdik, pardesüyü de üzerine serdik. Bakıyorum şimdi, herkes  de bakıyor. Gördüm ki, çok yama var. Yırtık yerler de var.

Yırtık yerleri yamamak için pantolonlarımızdan, yeleklerimizden ona uygun renkler bulduk. Omzundan filan dört yerinden yamadık.

Sonra merak ettim, kırk dört tane yama saydım. Dört tane de ben yaptım, kırk sekiz yama olmuştu. Mahkemeye çıkmak için hazırlık yapıyor, iyi elbiselerini giymeye çalışıyordu Üstad. Kırk sekiz yama ile gitti mahkemeye. İşte Üstadımızın dünya zenginliği böyle idi.

— Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor: 2, s. 174-5

***

[İlk yayın tarihi: 18 Eylül 2014]

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here