Türkiye artık eski Türkiye değil; bunu herkes biliyor ve görüyor.

Fakat herkes bundan hoşlanmıyor. Özellikle bazıları bu durumu hazmetmekte çok fazla zorlanıyor.

Cumhurbaşkanıyla, Başbakanıyla, sair devlet erkânıyla düzenlenen en önemli toplantıların Kur’ân-ı Kerim tilâvetiyle başlayacağını, birkaç yıl öncesine kadar kimse hayal edebilir miydi?

Bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Zafer Bayramı törenleri Kur’ân-ı Kerim tilâvetiyle başlıyor.

Milyonlarca bayrağın dalgalandığı, devlet ile milleti birleştiren “Teröre Karşı Tek Ses” mitingi, yine Cumhurbaşkanının huzurunda Kur’ân-ı Kerim tilâvetiyle başlıyor.

Buna karşı PKK ile kuyrukları bile ses çıkaramıyor artık. Gerçi onlar bayraktan rahatsız olduklarını açıkça dile getiriyorlar; bu vatana ve bu devlete olan düşmanlıklarını gizlemek ihtiyacını bile duymuyorlar. Fakat Kur’ân-ı Kerim tilâvetine karşı, içlerindeki nefreti açığa vuramıyorlar.

Onların yerine bu işi malûm cemaatin mensupları yapıyor.

Görülmekte olan dâvâlarda FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) olarak adı geçen ve televizyon kanallarında şehidlerle ilgili âyetleri alaya alıcı yayınlar yapan örgütün bir memuru, “Mitingde Kur’an-ı Kerim tilâveti… Yahu hiç mi sınır tanımıyorsunuz?” diye feryad ediyor.

Gördüğü onca tepkiye rağmen de attığı tweet’ten geri adım atmıyor, sadece, Kur’ân-ı Kerim’e kendince sınırlar çizerek, işlediği haltı tevil etmeye çabalıyor.

Bir yığın Haşhaşiyan da onu bu çabasında destekliyor.

Müştebih ağaçları gösteren semereleridir” diyordu Üstad. İşte, bu cemaatin terbiyesi altında böyle Kur’ân-ı Kerim tilâvetinden bile nefret edebilecek karakterde adamlar yetişiyor. Tıpkı Üstad’ın “Eğirdir Müftüsüne Son İhtar” başlıklı mektubunda sözünü ettiği, ezandan müteneffirâne kaçan adam gibi.

Aziz Üstad, bazı mesleklerin insanları nasıl boyadığını çok da güzel anlatmış:

“Beni haddimden çok fazla hüsn-ü zanda bulunan ve harekâtımı herkesten ziyade hak telakki eden bir ehl-i ilim, sana itimaden oğlunuza meslekçe dostluk etmiş. O adam bir gün yanıma geldi. Hususî odamda namazımı kılmak vakti geldi. Benimle beraber cemaatle kılmak onun yanında çok ehemmiyetli olduğu halde, gizli Ezan-ı Muhammedîyi (a.s.m.) işitmekten kulağı müteneffirane, havftan gelen bir istikrah ile, kalktı kaçtı. Bu işe sen fetva ver. Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın en nuranî, leziz, kudsî kelimatını işitmekten kaçan bir kulağın altında olan kalbde bulunan iman, ne hale girdiğini sen söyle! Bu böyle olsa, başka cahil yahut gençler, o meslekte nasıl boya alırlar, kıyas ediniz. Benimle beraber bu işe ağlayınız.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here