Yeryüzüne Kur’ân indiği zaman, kıyamete kadar bütün çağların ve bütün toplumların ihtiyaçlarına cevap vermek üzere indi.

Onu bize getiren Âhirzaman Peygamberi de bütün çağlara ve bütün toplumlara peygamber olarak gönderildi.

Kur’ân’ın inişinden sonraki zamanlarda her asır, onda bir tazelik buldu. Henüz inmiş gibi Kur’ân’ı okudu. Her asır, onun yeni yeni anlamlarını ve mucizelerini keşfetti.

Her çağda ve her Müslüman toplumda, insanları Kur’ân’ın ve Peygamberin irşadına ulaştıran sayısız eserler verildi.

Yine de onun sırları tükenmedi.

Netice olarak, İslâm âleminde sayısız âlimler tarafından vücuda getirilen bütün eserler, insanları Kur’ân’a ve Peygambere ulaştırdığı nisbette teveccühe erişti ve başarılar elde etti.

Çağımızda da insanları Kur’ân’ın ve Peygamberin mesajına ulaştıran eserler arasında, Risale-i Nur Külliyatı müstesna bir yer kazandı.

İlk olarak telif edilmeye başladığı andan itibaren, Risale-i Nur Külliyatının eserleri, her sınıftan insanları pervane gibi etrafında topladı.

Bu eserleri okuyanlar, kendilerini Kur’ân’ın atmosferinde, Hz. Peygamberin sohbetinde buldular.

Bu eserler, onların hayatlarında, yaşanan bir iman haline geldi.

İnançsızlık akımlarının en güçlü olduğu devirlerde milyonlarca insan, imanını bu eserlerle kurtardı.

Bugün, Risale-i Nur, belli başlı bütün dünya dillerine tercüme edilmiş olarak, Amerika’dan Avustralya’ya, Sibirya’dan Güney Afrika’ya kadar dünyanın her köşesinde sayısız insanları Kur’ân’a ve Peygambere ulaştırmaya ve onlara tarifsiz bir iman neş’esi tattırmaya devam ediyor.

Konu ile ilgili olarak, Bediüzzaman’ın yakın talebesi Zübeyir Gündüzalp tarafından Ankara Üniversitesinde verilmiş olan şu konferansı okuyabilirsiniz [ekranda mavi renkli olarak görünen kelimelerin üzerine fareyi getirdiğinizde, kelimenin anlamı belirecektir]:

http://erisale.com/#content.tr.1.1011

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here