Hem bu milletten oy istiyor, hem de milletin bütün değerlerine karşı savaş açtığını açıkça ilân etmekten çekinmiyor.

Bu devletin askerine, polisine silâh çeken, binlerce vatan evlâdını şehid eden bölücü bir örgütün emrinde olduğunu saklamak ihtiyacını hissetmiyor.

Dine, din dersine, Diyanet’e karşı olduğunu açıklıyor.

Taksim’i Kâbe ilân ediyor.

Domuz etini afiyetle gövdeye indiriyor.[1]

Bu kadarla da yetinmiyor.

Reyine talip olduğu milletin karşısına o milletin dinini, ahlâkını, namusunu temelinden dinamitleyecek bir iğrençlikle çıkıyor:

Alay edercesine, parmağını milletin gözüne sokarcasına, eşcinsel adayını öne sürüp “Buna oy verin” diyor.

Bunların Allah korkusundan yahut hayâ hissinden bir nasipleri olmadığı, kimse için yeni bir haber değil.

Fakat Kur’ân’ın lânetlediği bir kavmin helâk sebebi olan ve Hz. Lût aleyhisselâmın diliyle “âlemlerde daha önce kimsenin yapmadığı iğrenç bir iş” (A’râf, 7:80) olarak nitelenen bir sapıklığın bu Müslüman memlekette promosyonunu yapacak kadar bunları azdıran şey nedir?

Bu sorunun cevabını vermek hiç de zor değil:

Çünkü arkalarında, her türlü cinayetlerini hoş görecek ve her ne pahasına olursa olsun onları savunacak kin ve husumet çeteleri var.

Bu çeteler bütün umutlarını 7 Haziran’da bölücü örgütün barajı geçecek kadar oy almasına bağlamış durumda.

Yeter ki bugünkü iktidar şu veya bu şekilde bir mağlûbiyete uğrasın. Yeter ki bir koalisyon vasıtasıyla bile olsa iktidarın düşmanları için devletin kademelerine sızacak bir yol açılmış olsun. Yeter ki malûm çetelerin İblis’ten mevrus kin ve hasetlerini dindirecek bir sonuç alınsın.

Bu intikamın maliyeti mi?

Hiç önemli değil onlar için. İsterse vatan bölünsün, isterse tarihin en iğrenç ahlâksızlığı yüzünden bu milletin başına taş yağsın.

Bugün körü körüne bölücü örgüt propagandası yapanlar, bu milletin iyiliğini istemiyor, kötülüğünü istiyor.

Eğer milletin kötülüğünü değil de iyiliğini istemiş olsalardı, kime ve neye destek olduklarını ve hem kendileri, hem de bu millet için nasıl bir âkıbeti davet ettiklerini bir an olsun düşünürlerdi.

Bu sebepten, bölücü örgüte destek verenlerin vicdanına hitap etmenin bir fayda getirmeyeceğini biliyor ve onlara değil, onların bu şuursuzca propagandalarıyla kandırmak istedikleri vatandaşlarımıza sesleniyoruz:

Sakın bunların oyununa gelmeyi bir an bile olsa aklınızın köşesinden geçirmeyin.

Tereddüde düşecek olursanız, bölücü örgütün yukarıda birkaç maddesini sıraladığımız cinayetlerini hatırlayın.

Hepsini hatırlayamıyorsanız, sadece şu Lût kavminin sapıklığını bu memlekette yerleştirmek için çırpınışlarına bakın, yeter.

Bunu da, herkesten önce kendi iyiliğiniz için yapın.

Çünkü verdiğiniz oylar onların işine yarasa da, yaramasa da, mutlak surette sizi sorumluluk altına sokar.

Ne bu dünyada, ne de âhirette, Lût kavminin âkıbetine ortak olmayı istemezsiniz, değil mi?

***

[1] Domuz yeme konusunu, haram işlemiş olmaları yönünden suçlama vesilesi yaptığımız sanılmasın. Bilindiği gibi, domuz yemek bütün canlılara haram edilmiş değildir; bu fiilin daha çok yamyamlık sınırlarına girdiği düşünülebilir. Ayrıca, onları bugün şuursuzca destekleyenler için de bir uyarı anlamını taşıyor:

Bugün çekinmeden domuz yiyenler, yarın işiniz bittikten sonra dönüp sizi de yerler; söylemedi demeyin!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here