“Ottoperson herstory” şeklinde bir ifadenin ne anlama geldiğini çözmek için çok iyi İngilizce bilmek yetmiyor, hattâ İngiliz veya Amerikalı olmak da yetmiyor.

Nitekim bir Amerikan üniversitesinde yapılan bir seminer sırasında bir bayan katılımcı bu tabiri kullandığında, hiç kimse bunun anlamını çözemedi.

Ancak feminist mantığıyla yaklaşılınca bu garip ifadenin ardında saklanan mânâ kendisini göstermeye başladı.

Seminerin konusu Osmanlı tarihi, yani “Ottoman history” ile ilgili idi. Ancak “Ottoman” kelimesindeki “man” her ne kadar ayrı bir kelime olmasa da “adam” anlamına geldiği için, katılımcı, bu üç harfi kelimenin içinden çıkararak onların yerine cinsiyet çağrıştırmayan “person” kelimesini monte etmiş, bu sayede İngilizce “Ottoperson” şeklinde yeni bir kelime kazanmıştı.

Ancak bu sadece birinci kelimedeki problemi çözüyordu. Oysa onun arkasındaki “history” kelimesi Sherlock Holmes titizliğiyle incelendiğinde, onun da göründüğü kadar masum bir kelime olmadığı anlaşılıyordu.

Çünkü bu kelimenin içinde de yine bir üç harfli (his) uğursuzluğu yatıyor ve bu da cinsiyet çağrıştırıyor,  üstelik erkekler lehinde bir ayırım ortaya çıkarıyordu.

Feminist katılımcı bu problemi de, kelimenin başındaki üç harfi daha başka bir üç harfli ile değiştererek çözmüş ve bu suretle “history” kelimesi “herstory” halini almıştı. Gerçi “his” kelimesi atılırken kuyruğu arkada kalmış ve bu da “story” kelimesini tamamlamak için muhafaza edilmişti, ama olsun, erkek cinsiyetini çağrıştıran bir kelime orada kalsaydı daha mı iyi olurdu?

Bu olayı, Geoffrey Lewis adında bir İngiliz Türkolog, Türkçeye “Trajik Başarı: Türk Dil Reformu” adıyla çevrilen kitabında, Türk Dil Kurumunun türettiği bazı kelimelerdeki gülünçlükleri naklederken, şöyle bir dipnotuyla naklediyor:

“Bu bana, bir Amerikan üniversitesinde Osmanlı tarihi üzerine yapılan bir seminerde katılımcılardan birinin aslında tartışmamız gerekenin ‘Ottoperson herstory’ olduğunu söylemesini hatırlattı. Seminerden sonra orada hazır bulunan diğer katılımcılar bu kadın katılımcının şaka yaptığını düşünüyordu, fakat hiçbiri bundan tam olarak emin de değildi.” (Geoffrey Lewis, Trajik Başarı: Türk Dil Reformu, çev. Mehmet Fatih Uslu, s. 239, Çevirimbilim Yayınları, 2016.)

Toplumsal cinsiyetçilerin Türkçeyi “cinsiyet çağrıştıran ifadelerden ayıklamak” adı altında sergiledikleri marifetlerin bir başka örneği için bkz: “Toplumsal Cinsiyetçilerin Son İcadı: Yapay Şizofreni.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here