m-gulirmak

MEHMET GÜLIRMAK

(1911-1997)

Mensup olduğu şeyhinin de teşvikiyle, çocuk yaşta Üstadın hizmetine girdi, onun postacılığını yaptı. Hüsrev Altınbaşak, Refet Barutçu, Süleyman Rüştü gibi önde gelen Nur kahramanlarının Risale-i Nur ile tanışmalarına vesile oldu.

1935 senesinde Bediüzzaman’la birlikte tevkif edilerek Eskişehir’de hapis yattı.

İktisat Risalesi’nde bahsi geçen bal yeme hâdisesini yaşayanlardandır.

***

Isparta’da hücremde cereyan eden bir vakıa var. Şöyle ki: Kaideme ve düstur-u hayatıma muhalif bir surette, bir talebem iki buçuk okkaya yakın bir balı, bana hediye kabul ettirmeye ısrar etti. Ne kadar kaidemi ileri sürdüm, kanmadı. Bilmecburiye, yanımdaki üç kardeşime yedirmek ve Şâbân-ı Şerif ve Ramazan’da o baldan iktisatla otuz kırk gün üç adam yesin ve getiren de sevap kazansın ve kendileri de tatlısız kalmasın diyerek, “Alınız” dedim. Bir okka bal da benim vardı. O üç arkadaşım, gerçi müstakim ve iktisadı takdir edenlerdendi. Fakat, her ne ise, birbirine ikram etmek ve herbiri ötekinin nefsini okşamak ve kendi nefsine tercih etmek olan, bir cihette ulvî bir hasletle iktisadı unuttular. Üç gecede iki buçuk okka balı bitirdiler. Ben gülerek dedim: “Sizi otuz kırk gün o bal ile tatlandıracaktım. Siz otuz günü üçe indirdiniz. Afiyet olsun!” dedim. Fakat ben, kendi o bir okka balımı iktisatla sarf ettim. Bütün Şâban ve Ramazan’da hem ben yedim, hem, lillâhilhamd, o kardeşlerimin herbirisine iftar vaktinde birer kaşık verip, mühim sevaba medar oldu.

***

Mehmet Gülırmak, Üstad ile beraber tevkif edilerek Eskişehir’e sevk edilişini şöyle anlatıyor:

Bir gün önceden bize: “Herkes bir tanıdığının adresini yazsın, görüşsün, işin ucunda asılmak da var” diye haber verdiler. Ben hiç adres vermedim. Ertesi gün herkes eşi dostuyla görüştü. İki kişiye bir kelepçe olmak üzere kelepçelendik. Benim hisseme Re’fet (Barutçu) bey düştü. Bileği de kalındı rahmetlinin, kelepçe bileğini sıktı, eli kapkara oldu. Kamyonlarla Afyona gidiyoruz, kamyonların üstü örtülü. Yüzbaşı (mahkûmları sevk için görevlendirilen merhum Ruhi Bey) yarı yola gelince kamyonumuzun örtüsünü açtı:

“Nasılsınız arkadaşlar?” diye sordu.

Re’fet Bey “Beyim, bak benim ellerim kapkara karardı.”

Yüzbaşı baktı, hemen jandarmayı çağırdı:

“Çabuk çabuk, hepsini açın bütün kelepçeleri çözün” dedi ve hepsini birer birer açtırdı. Çok kibar bir insandı. Üstad’a kelepçe kullanmadılar. Üstad Yüzbaşıyla beraber geliyordu ayrı ufak bir arabayla. Kelepçeleri açtıran yüzbaşı tekrar Üstad’ın yanına bindi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here