Nur hizmetinin üsleri: medreseler

-XV-

Risale-i Nur hizmetinin değişmez metodu Risale-i Nur okumak ise, değişmez üsleri de Nur medreseleridir.

Medrese-i Nuriye, medrese, dershane gibi isimlerle de anılan Nur medreseleri, Risale-i Nur yoluyla Kur’ân’a hizmet etmeyi hayatlarının en büyük gayesi olarak belirlemiş olan insanların barındığı, bir araya geldiği ve Risale-i Nur dersleri yaptığı evlerdir. Bu evlerin başlıca özellikleri şunlardır:

  • Herkese açıktırlar.
  • Buralarda sadece Risale-i Nur dersleri yapılır.
  • Risale-i Nur’u okumak, öğrenmek, İslâm imanına dair birşeyler öğrenmek yahut suallerine cevap almak isteyen herkes buralara rahatça gelir, suallerini sorar, dersini dinler.
  • Risale-i Nur dersini dinlemek için buraya gelenler arasında hiçbir ayırım yapılmaz. Eski-yeni, zengin-fakir farkı gözetilmez. Siyasî görüşü veya sosyal hayattaki mevkii ne olursa olsun, herkes bu farklılıklarını kapı dışında bırakmak suretiyle medreseye gelir ve tam bir eşitlik içerisinde Nur’un dersine muhatap olur.
  • Buralarda asla kimseye birşey satılmaz, kimseden birşey istenmez.

Üstadın talimatı

Nur medreselerinin açılması talimatını bizzat Bediüzzaman Hazretleri vermiş, sağlığında yurdun pek çok yerinde medreselerin açıldığını görme bahtiyarlığını yaşamış ve bunları hararetle tebrik ve teşvik etmiş, imkân bulduklarını da bizzat ziyaret etmiştir. Hizmetinde bulunan yakın talebelerinden Tahirî Mutlu anlatıyor:

Üstad, yanımıza gelenlere medrese açmalarını tavsiye ederdi. Eğer medrese açarlarsa anahtarını getirip Üstada verirlerdi. Biz de “Filân yerde açılan yeni medresenin anahtarı, Üstadım” derdik. Üstad vakit varsa hemen o gün oraya giderdi. Yoksa ikinci gün muhakkak o medreseyi ziyarete giderdi.

Bediüzzaman, Nur medreselerinin açılması talimatını manevî bir ihtar sonucu olarak talebelerine bildirirken, bu mekânlarda hizmet edenlerin geçimlerini temin etmek için çalışmalarının da ibadet hükmüne geçeceğini müjdelemişti:

Her bir adam eğer hanesinde dört-beş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük medrese-i Nuriyeye çevirsin. Eğer yoksa, yalnız ise, çok alâkadar komşularından üç-dört zât birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir medrese-i Nuriye ittihaz etsin. Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur’u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir miktar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevaplarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlâs Risalesinde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar. Hakikî ilim talebeleri gibi, onların maişetlerini temin hususundaki âdi muameleleri de bir nevi ibadet hükmüne geçebilir diye kalbe ihtar edildi. Ben de kardeşlerime beyan ediyorum.

Hiçbir menfaatin girmediği mekânlar

O gün bu gündür, yurt içinde ve dünyanın dört bir yanında Risale-i Nur hizmetleri Nur medreseleri vasıtasıyla yürütüldü. İmanları bütün zamanların en insafsız hücumları karşısında tehlikeye düşmüş, tereddütler ve vesveseler içinde kalmış, dünya hayatının gaileleri arasında bunalmış nice insanlar, zihinlerini kemiren sorularına cevap bulabilmek yahut birkaç saatliğine bir huzur atmosferi soluyabilmek istediklerinde bu kutlu evlerin kapısını çaldılar. Ve orada, sıcak bir çorba, muhabbet dolu insanlar, mütevazi kardeşler ve ağabeyler buldular. Soracaklarını çekinmeden sordular, ders dinlerken hiçbir yabancılık hissetmediler.

Ömürlerini Risale-i Nur hizmetinin en ön saflarında geçirmiş nice insanlar, Nur’un cazibesine bu mübarek mekânlarda tutuldular. Onlardan kimi, ilk geldiği gün limon sandığından bir masa üzerinde ders yapan Nur talebeleriyle karşılaşmış, kimi de dershaneye yeni misafir geldiğinde çorbaya sadece su ilâve edilerek hep beraber sofraya oturulduğuna şahit olmuştu. Fakat bu hizmetin en yoksul günlerinde de, en şaşaalı zamanlarında da, buralara gelenlerden hiçbir zaman hiçbir şey istenmedi, onlara hiçbir şey satılmadı. Ve bu husus, halis ve hakikikî Risale-i Nur hizmeti ile çakmalarını birbirinden ayıran en önemli özelliklerden biri olarak bugüne kadar devam etti.

[Devam edecek]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here