– 24 –

Üstadlarından gelecek her satırın yolunu dört gözle bekleyen insanlarda, bu satırlar da etkisini göstermekte gecikmiyordu. Onlarınki zaten iman gözüyle kâinata bakmaya ve varlık âleminde güzellik namına ne varsa bulup çıkarmaya programlanmış bakışlardı.

Aynı bakışlar birbirlerine çevrildiğinde, onlar da Üstadlarının kendilerinde gördüklerini görmekte zorlanmadılar. Bediüzzaman’ın bir Nur talebesi modeli olarak gösterdiği ve “büyük bir âlim” vasfıyla andığı Sabri Efendi, kendisiyle beraber model olarak gösterilen diğer Nur talebesi Hulûsi Beye baktığında, zekî ve âlimâne sualleriyle birçok risalenin telifine vesile olan bir zat görüyor ve bu konudaki duygularını da nezaketin, hürmetin, ve nicedir özlemini çektiğimiz bir Osmanlı beyefendisine yaraşır kibarlığın timsali olan şu satırlarıyla dile getiriyordu:

Kur’ân-ı Azîmüşşânın, ne derecelerde zengin bir hazine-i rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste-i arz olup, o hazine-i kudsiyenin muhtevi bulunduğu envâ-ı türlü elmas ve pırlantaları çıkartmak ve bilvesile bizim gibi muhtaç olanlara da verdirmek hususunda, Nurlar Külliyatının ekserisinde tam bir muharriklik vazifesini deruhte eden Üstad-ı Sâni Hulûsi Beyefendimi, teşbih ve tabiri caiz­se, saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz-on ağızlı saat anahtarlarına benzeti­yorum ki, o müteaddit ağızlı anahtar, âlemde mevcut her saati tahrik eder, işletir. Mümâileyh beyefendim de, aynen o halde olup, emsâli görülmemiş ve duyulmamış birçok mesâil-i mühimme-i hakikiyeyi Hazret-i Kur’ân ve dellâl-ı Kur’ân’dan istiyor.[1]

Bediüzzaman’ın öz kardeşi Abdülmecid Efendi ise, “Azizin azizi, Hazret-i Seydanın muhterem tilmizi,” sözleriyle hitap ediyordu Nurun Birinci Talebesine. “Sizden gelen mektuplar saf, temiz, nurlu bir fikirden çıktığından, okuyanlara ışık veriyor.[2]

IMG_4850-a

Sabri Efendinin ifadelerini cevaplandırırken, Hulûsi Bey de ondaki tevazu sıfatını gözden kaçırmıyordu:

Bana liyâkatimin çok fevkinde hüsn-ü zan eden ve teveccüh gösteren aziz ve muhterem ve mütevazi Sabri kardeş, bil ki çok günahkâr, çok âciz, fakir, müf­lis, ümmet-i Muhammed’den (a.s.m.) bir abdim. Dualarınıza çok muh­tacım.[3]

Sabri Efendinin özelliği, diğer Nur talebeleri tarafından da teşhis edilen ve onun “mütevazi Sabri” olarak anılmasına yol açan bir vasıftı. Ahmed Hüsrev de (Altınbaşak) onu böylece anıyor, diğer Nur talebelerinden söz ederken de, Üstadının yaptığı gibi, onların belirgin faziletlerini birer sıfat olarak adlarının yanına ekliyordu:

Her hususta sitayişe lâyık Hulûsi, ona refik olacak bir kabiliyette bulunan mütevazi Sabri, hizmet ve gayretleriyle sadıkane çalışan Süleyman ve Bekir Ağa.[4]

Hulûsi Bey ise, Ahmed Hüsrev’in faziletleri arasında “Kur’ân hizmetini dünyevî ve maddî menfaate sarahaten tercih edişini” açıkça görmekte ve “Cenab-ı Hak böyle Hüsrev’lerin adedini çoğaltsın ve daim arttırsın[5] niyazında bulunmaktaydı.

Böylece, Barla dağlarında ve bağlarında telif edilen risalelerle beraber, Anadolu’nun ücra köylerine, faziletler de yayılıyordu. Başlangıçta hepsi hepsi bir avuç insandı bu risaleleri yazan ve yayanların. Fakat birkaç yıl gibi kısa bir zaman içinde, üstelik dönemin akla gelebilecek bütün imkânsızlıklarıyla kısıtlanmış bir şekilde, Nur Risaleleri, bir okul halinde vatanın her tarafında kendisine has şubelerini ve sınıflarını açtı. Dostun da, düşmanın da Nur talebelerine ilk bakışta gördüğü bir özellik vardı: Bu insanlar birbirlerine sağlam bir binanın taşları gibi bağlanmışlardı. Bu, maddî güçlerin alt edemediği bir dayanışmaydı. “Tesanüt” dedi Bediüzzaman bu dayanışmaya ve bunu Nur talebelerinin en belirgin özellikleri arasında saydı. Bu arada, tesanüdün bir de tanımını yaptı ki, bizce, bu vasfın ruhu da, canı da, gücü de, karşı konulmazlığı da buradan geliyordu.

 

Birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir tesanüd[6] dedi Bediüzzaman, talebelerine hedef gösterirken.

Ondan sonra insanlar o gözle birbirlerine bakmaya başladılar.

Ve övünecek o kadar çok şey buldular ki!

[Devam edecek]

[1] A.g.e., 1440.

[2] A.g.e., 1488-9.

[3] A.g.e., 1430.

[4] A.g.e., 1494.

[5] A.g.e., 1441.

[6] A.g.e., 1458.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here