Risale-i Nur’ların aslına uygun bir şekilde yayınlanmasını kanun teminatı altına alan düzenlemelerin yürürlüğe girmesinin Nur talebeleri arasında yol açtığı sevinç, Bediüzzaman’ın talebesi Fırıncı Ağabey tarafından Yeni Akit gazetesine verilen bir beyanatta dile getirildi.

“Devlet Risaleleri tekeline aldı” şeklinde yalan ve iftiralarla kamuoyunu aldatmaya çalışan mihrakların bu iddialarını reddeden Fırıncı Ağabey, “Nur Talebelerinin yüzde 99,99’u bu kararı alanları alkışlıyor ve dua ediyorlar. Nur Talebeleri bunu yapanlara ‘Allah onları muvaffak etsin’ diye dua ediyor, ben de dua ediyorum” dedi.

Aynı gazeteye konuşan Abdurrahman Iraz da kara propaganda yapanların “dün kara dediklerine bugün ak diyen ve her gün yok olup gitmekte olan marjinal” bir grup olduğunu ve Risale-i Nur talebelerinin bunları ciddîye almadığını söyledi.

Yeni Akit’te yer alan haber:

“RİSALE-İ NUR DEVLETİ HİMAYESİNE ALMIŞTIR VE NUR TALEBELERİ DUA EDİYOR”

Bediüzzaman’ın tarifine göre bugünkü AK Parti hükümetinin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Risale-i Nur’un neşrine yönelik hizmeti nedeniyle talebe olduğunu belirten Said Nursi’nin son talebelerinden Mehmet Fırıncı, “Nur Talebelerinin Yüzde 99,99 bu kararı alanları alkışlıyor ve dua ediyorlar. Nur Talebeleri bunu yapanlara ’Allah onları muvaffak etsin’ diye dua ediyor, ben de dua ediyorum. Beni gören herkes bu hususta bana memnuniyetini dile getiriyor. Bütün cemaat memnuniyetinden dolayı alkışlıyor. Risale-i Nur devleti himayesine almıştır” değerlendirmesinde bulundu.

“DEVLET TEKELİNE ALDI” İDDİASI TAMAMEN YALAN!

50-60 yıldır hizmetin içinde olan aciz bir fert olarak Risale-i Nur’ların Diyanet İşleri Başkanlığı himayesinde neşredilmesinin çok doğru ve Said Nursi’nin arzusu ve isteğine uygun bir hareket olduğunu belirten Mehmet Fırıncı, “Bir kısım kişiler ‘Devlet tekeline aldı’ diyor, devlet tekeline değil devleti himaye etme manasıyla manevi bir şemsiye olur inşallah. Sadece siyasi düşünen çok cüzi bir grup, hastalıklı grup karşı çıkıyor, bu konuda onlar yanlışlar. Hz.Üstad, Ahmet Hamdi Efendi’ye ‘Israrla sana bunları gönderiyorum. Ben 1947’de size göndermek için hazırlıyordum fakat Afyon hapsi mani oldu.’ Ondan sonra 1950 de Sungur Ağabey ile kendisine gönderiyor; ‘Bunlara Diyanet sahip olup mutlaka neşretmesi lazım’ diyor. Allah rahmet etsin, Ahmet Hamdi Efendi güzel cevaplar verdiği halde ömrü vefa etmiyor ve vefat ediyor” dedi.

“PENSİLVANYA ŞEYHİNE KÜÇÜK MENFAATLER KARŞILIĞINDA…”

Risale-i Nur’u tahrif ve tahrik eden bir zümrenin AK Parti hükümetinin aldığı bu karardan oldukça rahatsız olduğunu belirten Nur Cemaati mensuplarından ve Risale Haber yazarı Abdurrahman İraz, “Bu tahrib ve tahrifi önleyen ve Bediüzzaman’ın vasiyetlerini yerine getiren bir hükümet, Nur Talebelerinin % 99.99’u bunun farkında ve müteşekkir. Sadece parmakla sayılacak kadar az ve altı boş marjinal bir grup var. Onlar da kendi cemaatlerini hep aldatarak, yanıltarak dün kara dedikleri Pensilvanya Şeyhine bugün küçük menfaatler karşılığında maalesef ak demekte ve her geçen gün yok olup bitmektedirler. Zaten Risale-i Nur cemaatlerinin hemen hiç biri onları ciddiye almamaktadırlar. Zira kalemini Pensilvanya’ya kiralamış birkaç kişiden ibarettirler” şeklinde konuştu.

http://www.yeniakit.com.tr/haber/nur-talebelerinden-tesekkur-37950.html

1 YORUM

  1. Bediüzzaman, Van’da Vâli Tahir Paşanın konağında iken eski bir gazeteden o tarihte İngiliz Sömürgeler Bakanı ve Müslüman düşmanı olan Lord Gladiston’un Lordlar Kamarası’nda eline Kur’ân’ı alarak, “Bu Kur’ân Müslümanların elinde bulunduğu müddetçe biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp etmeli, bu Kur’ân’ı onların elinden almalıyız. Veya onları Kur’ân’dan soğutmalıyız” şeklinde bir sözünü okudu.
    Lord Gladiston, İngiltere’de Sömürgeler Bakanlığı yapmış, 1880 yılında genel başkanı bulunduğu Liberal Parti iktidara gelince başbakanlık görevinde bulunmuş bir isimdir.

    Bediüzzaman’dan ölümsüz bir haykırış:
    İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.
    Gazetede okuduğu bir haber, ruhunda müthiş bir fırtına oluşturmuştu. Birden ayağa fırlayıp sesinin çıktığı kadar bağırdı:
    “Ben de Kur’ân’ın sönmez ve söndürülemez manevî bir güneş olduğunu, bütün dünyaya göstereceğim ve ilân edeceğim.”Der ve ;işkenceler,hapisler,zehirlenmeler,surgunler çekmediği eza,cefa kalmayan Gizli din düşmanları ve masonlar vede münafıklara karşı Dünyanın kanunu esası olacak olan Rısale-i Nur Külliyatı ile karşılık verir;tahrifatcılar,Lobi,loca,ve komitelerin bilinçli olarak tahtifat ve siyasete alet etme çabaları elhamdülillah akim bırakılmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here