13. Öğretmenleri değil, fenleri dinleyin

Risale-i Nur Kur’ân’ı ve kâinat kitabını beraberce okur.

Her ikisinde de birbirinin tefsirini bulur.

Onun içindir ki, Bediüzzaman, yeni yetişen nesillere daima tabiî bilimlerle din bilimlerinin beraberce okutulmasını ister.

Bunlardan birincisi için “aklın nuru,” ikincisi için de “vicdanın ziyası” der.

Bu iki kanatla birden donatıldığı vakit, talebenin himmeti canlanır ve uçuşa geçer.

Aksi takdirde, tabiat bilimlerinden doğacak şey hile ve şüpheden ibaret kalacak, din ilimleri de kâinat kitabına yabancı kaldığı takdirde taassup üretecektir.

Öğretmenlerimiz bize Allah’tan bahsetmiyor” diyen gençlere ise Bediüzzaman’ın tavsiyesi, “O zaman siz öğretmenlerinizi değil, fenleri dinleyiniz” olmuştur.

Çünkü her fen, kendi özel lisanı ile zaten Allah’ı anlatıp durmaktadır.

Risale-i Nur’un iman bahisleri, baştan sona, din-bilim beraberliğinin örnekleriyle doludur.

Bu bahislerde, okuyucu, kâinattaki her bir hadiseyi ve her tabiat kanununu, Âlemlerin Rabbinden bahseden bir âyet olarak bulur ve okur.

Böylece, tabiat bilimlerinin de her bir meselesi, kâinata iman gözlüğüyle bakan bir mü’min için, bir tefekkür ve ibadet vesilesi olur.

***

Meyve Risalesinin Altıncı Meselesi:

http://erisale.com/#content.tr.4.272

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here