Peygamber mucizeleri ve ölüm gerçeği, 209. Kur’an Buluşmasının iki ana konusunu teşkil ediyordu.

Âl-i İmrân sûresinin 183-185. âyetlerini okuduğumuz Kur’an Buluşmasında, peygamber mucizelerini incelerken, gözleriyle gördükleri bu mucizelere rağmen iman etmeyenlerin durumu bize hiç de yabancı gelmedi. Onların nasıl inkârda ısrar ettiklerini bize anlatan âyetleri okurken, günümüzde kâinat dolusu delile rağmen hâlâ iman etmemekte direnen kimseler canlandı.

UTESAV organizasyonuyla MÜSİAD’ın genel merkezinde devam etmekte olan Kur’an Buluşmalarının 10 Kasım Cumartesi günü gerçekleşen oturumunda, peygamber mucizeleriyle ilgili şu tesbitleri yaptık:

  • Peygamber mucizesi haktır; her peygamberin mucizesi / mucizeleri vardır.
  • Mucizeler bütünüyle Allah’ın irade ve kudretine tâbidir / O dilediği zaman, dilediği mucizeyi yaratarak elçilerini destekler.
  • Mucizeler, benzerlerini vücuda getirmek hususunda hasımlarını âciz bırakır.
  • Mucizeler hakkı ortaya çıkarmak, peygamberleri desteklemek, iman edenleri / edecek olanları tatmin etmek, inkâr edenleri de sakındırmak içindir; inkârda ısrar edeni imana zorlamak için değildir / imana zorlayıcı şartlarda zaten iman makbul olmaz.
  • Âhirzaman Peygamberinin (s.a.v.) en büyük mucizesi, kıyamete kadar devam eden Kur’ân-ı Kerimdir / bu mucize, aynı zamanda Allah’ın göklerde ve yerdeki kudret mucizelerinin anahtarlarını da ihtivâ eder.
  • Ancak mucize ne kadar gerçek ise, mucizeye rağmen inkârda ısrar edenlerin varlığı da o kadar gerçektir / bu zamanın insanlarının dünya dolusu mucizeler karşısında hâlâ inkârda ısrar etmeleri de bu gerçeğin bir ifadesidir.
  • Ehl-i Kitabın ve bilhassa müsteşriklerin inkârları ve tuzakları sizi aldatmasın / onların kendi kitaplarına ve kendi peygamberlerine neyi revâ gördükleri meydanda iken, size ve dininize saygı göstermelerini mi bekliyorsunuz?

Dersimizin ikinci önemli konusu, ölüm ve âhiret hayatı idi. Şu hadis-i şerif, bu gerçeği bütün sonuçlarıyla ortaya koyuyordu:

Her biriniz, Rabbiyle, arasında tercüman olmadan konuşacak. Sağına bakacak, önden gönderdiği şeyden başkasını görmeyecek. Soluna bakacak, önden gönderdiği şeyden başkasını görmeyecek. Önüne bakacak, tam karşısında ateşten başka birşey görmeyecek. Onun için, yarım hurma ile dahi olsa ateşten korunmaya bakın. Bu kadarını da bulamayan kimse ise bari güzel bir söz söylesin.

Buharî, Edeb: 34; Müslim, Zekât: 66-70; Tirmizî, Kıyamet: 1; Nesâî, Zekât: 63-64; İbni Mâce, Mukaddime: 13

Âl-i İmrân sûresinden okuduğumuz âyet-i kerimenin önümüze serdiği manzarada, ölüm ve âhiret ile ilgili olarak yaptığımız tesbitleri şu ana noktalarda topladık:

  • Ölüm kesindir ve mutlaka herkesin başına gelecektir.
  • Ölüm de bir varlıktır; hayatın yokluğu demek değildir.
  • Ölüm bir kavuşmadır; mü’min de bu kavuşmayı ümit eden kimsedir.
  • Gerek mükâfat, gerekse ceza yönünden, âhiret hayatı yanında hiç mesabesindedir.
  • En önemli şey, Cehennemden kurtuluştur.
  • Kötülüklerin olduğu gibi, iyiliklerin de tam karşılığı ancak âhirette verilir.
  • Dünya hayatı bu gerçeklerin üstünü örtmemelidir.

Programın kapanışını ise, “son söz” mahiyetinde, Kehf sûresinin şu âyetiyle yaptık:

De ki: Ben de sizin gibi bir beşerim. Ancak bana, “İlâhınız tek bir İlâhtır” diye vahyedilmiştir. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih ameller işlesin ve Rabbinin ibadetine hiç kimseyi ortak etmesin.

Kehf, 18:110

209’uncu Kur’an Buluşmasının tam video kaydını burada izleyebilirsiniz:

***

Kur’an Buluşmaları, Cumartesi sabahları 7:00’de kılınan sabah namazı ile onu takip eden ve simit-peynir-çaydan meydana gelen bir kahvaltı ikramıyla başlıyor ve 7:30-9:00 arasında sunumlu olarak cereyan ediyor.

Kur’an Buluşmalarında hanımlar için de yer ayrılmış bulunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here