FTÖ’nün yargıda giriştiği operasyon görünümlü intihar teşebbüsü, akıllara iki önemli soruyu getirdi:

Hezimetle sonuçlanacağını bile bile örgüt böyle bir harekete nasıl girişir?

Örgüt liderinden talimat gelse bile, topun ağzında bulunan yargı elemanları, hukuksuzluğu ortada olan ve akîm kalacağı her halükârda belli olan bir kararı nasıl imzalayıp da kendilerini ateşe atar?

***

Bu sorular soruladursun, paralel örgüt adına karar verdiği aşikâr hale gelen hakim bir geçersiz karar daha vererek örgüt elemanlarının tahliyesi konusunda ısrar etti.

Ve daha saatler geçmeden, aşikâr olan son gerçekleşti:

HSYK, söz konusu hakimleri açığa aldı.

Bütün bu olup bitenlerden sonra, söz konusu hakimlerin istikbali hakkında olumlu bir tahminde bulunma imkânının kalmadığını artık herkes görmüş bulunuyor. Bu manzara Pensilvanya’dan da net bir şekilde görünüyor olmalı ki, örgüt liderinin tepkisi, bütün hezimetlerin sonunda olduğu gibi, zehir zemberek bir beddua şeklinde kamuoyuna aksetti.

***

Bu arada, başta sorduğumuz iki sorunun cevabına dair bazı güçlü tahminler de ortaya çıkmaya başladı.

Birincisi: Örgüt, sonuç alamayacağını ve mutlak bir hezimete dönüşeceğini bile bile böyle bir intihar eylemine nasıl girişti?

Elcevap: Örgütün git gide her taraftan köşeye sıkıştırıldığını herkes görüyor. Hergün yeni suçlar açığa çıkıyor, yeni deliller elde ediliyor, yeni tutuklamalar cereyan ediyor.

Buna imkân veren bilgilerin önemli bir kısmı, hiç şüphe yok ki, aşikâr delillerin yanı sıra bazı suçluların itiraflarından geliyor.

Çemberin daralması ve tutukluluk sürelerinin uzaması ise, örgütün elemanlarında, özellikle içeride olan elemanlarda büyük bir moral çöküntüsüne yol açıyor.

Bu arada, tutuklu bulunanların büyük çoğunlukla cemaat tabanına ait kişiler olduğunu da gözden uzak tutmamak gerekiyor. Asıl büyük balıklar ise, yurt dışına kapağı atarak çoktan kendilerini emniyete almış durumda. Örgüt lideri kendi güvenli mekânından yayınladığı hamasî nutuklar ve yusufçuk edebiyatıyla mağdurlardaki “kahramanlık” damarını canlı tutmaya çabalasa da, dört duvar arasındaki insanları bu şekilde ilelebet oyalamanın mümkün olmayacağını herkes gibi o da görüyor olmalı.

Bu moral çöküntüsünden beklenecek ilk doğal sonuç ise, itirafçıların çoğalması. Görünen o ki, FTÖ, kurban ettiği elemanların büyük bir ekseriyetinin bu gidişle aklının başına geleceğinden ve devletle işbirliği yapacağından ciddî şekilde korkuyor. İşte bu korkuyla örgüt çaresizce bir hamle yaparak içerideki elemanlarına birkaç saatten fazla sürmeyen bir hamhayal mutluluğu yaşatarak onları unutmadığını göstermek istedi.

***

Hakimlerin böyle bir oyuna nasıl âlet olduğuna gelince:

Bu konuda da iki ihtimal bulunuyor:

Ya bu hakimler, örgüt liderine canları pahasına bir bağlılık içindeler ve ondan gelen her türlü talimatı Allah’ın emri gibi kabul ederek canları pahasına uygulamaya kendilerini mecbur biliyorlar.

Veya, örgütün elindeki bazı “şeyler”, bu kimseleri, örgütten gelen talimatları aynen uygulamak zorunda bırakıyor. Örgüt liderinin geçmişte internete düşen bazı konuşmaları da örgütün kaset üretimi, montaj, şantaj ve hakim kiralama gibi işlerde hatırı sayılır bir beceri sahibi olduğunu ortaya koyduğuna göre, bu ihtimalin de çok yabana atılmaması gerekiyor.

Gaybı hiç şüphesiz Allah bilir; bununla birlikte, bazı şeylerin gayb âleminden şehadet âlemine doğru geçmekte olduğu da bir vakıa…

***

Konuyla ilgili diğer haberimiz:

http://www.yazarumitsimsek.com/biz-teror-orgutuyuz/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here