Uzayın bir yerlerinde her an bir yıldız doğar, bir başka yerinde bir yıldız ölür. Gerçi bir yıldızın doğumu da, ölümü de en azından milyonlarca yıl seviyesinde zaman alır; fakat uçsuz bucaksız göklerde, yüz milyarlarca galaksinin sayısız köşelerinde bu işin cereyan etmekte olduğunu hesaba katarsak, kâinattaki yıldız doğum ve ölümlerinin yeryüzündeki insan doğum ve ölümlerinden geride kalmadığını düşünebiliriz.

İşte, birçok yıldız dünyaya getirmiş, birçoğuna da hamile olan bir bulutsu (nebula). Bizim galaksimiz içinde, Dünyamıza 1500 ışık yılı mesafede, Orion bulutsusu. Yani biz onu bugünkü haliyle değil, aşağı yukarı dünyada Asr-ı Saadetin yaşandığı çağdaki haliyle görüyoruz. Şöyle de diyebiliriz:

Bugün Orion bulutsusunun bir yerlerinden Dünyamıza bakan birisi olsaydı, gezegenimizin o zamanki halini seyredebilirdi.

Orion bulutsusunun bize ancak 1500 senede uzanan ışığı, bulutsunun bir ucundan diğer ucuna da ancak 75 senede ulaşabiliyor. Ve bu dev bulut, halen genişlemeye devam ediyor.

Bulutsunun merkezinde, genişliği 40 ışık yılını bulan bir alanda, hummâlı bir yıldız üretim faaliyeti devam ediyor. Bu faaliyet süresince de, göklerin en güzel manzaralarından biri sergileniyor rengârenk haleler içinde. Bu âleme gelen bir güzellikle gelir, buradan giden de bir güzellikle gider. Geliş ve gidişler arasında da çeşit çeşit güzellikler yaşanır. Çünkü hepsi de Esmâ-i Hüsnâ’dan, yani bütün güzelliklerin kaynağı olan İlâhî isimlerden birer tecellîdir.

“Bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyor ki, bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kâinat, bütün mevcudatıyla aynadarlık dilleriyle, o güzelin cemalini tavsif ve tarif eder.” (Şualar.)

orion_hubble_960

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here