Risale-i Nur’un Kur’ân ile beraber ikinci kaynağı Hadistir. Peygamberimizi ve onun Sünnet-i Seniyyesini anlatmak hususunda da Risale-i Nur’un benzersiz bir üslûbu ve yöntemleri vardır.

On Dokuzuncu Söz, Peygamberimizi vazife başında gösterirken, insanı zaman ve mekân sınırlarının dışına çıkarır. O tabloda, Âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammed (a.s.m.), bütün çağlara ve bütün kıt’alara hitap ederken, bütün varlıkları arkasına alıp Âlemlerin Rabbine niyazda bulunurken seyredilir. Onun getirdiği Kur’ân nuruyla kâinat yetimlikten kurtulur, baştan başa şevk ve neş’e içinde zikreden sevimli dostlarla dolu bir meclise döner. Onun bir işaretiyle en inatçı toplumlar en köklü âdetlerini terk eder; onun bir sohbetiyle en cahil topluluklar medenî milletlere hocalık yapacak hale gelir.

On Dokuzuncu Mektup ise, Peygamberimizin üç yüzden fazla mucizesini öylesine delilli ve ispatlı bir şekilde anlatır ki, okuyan kimse, sanki bu mucizeler kendi gözleri önünde cereyan ediyor sanır. Aynı eserde, bir de Peygamberimizin manevî şahsiyetinin tasviri vardır:

– Peygamberliğini ilân ettiği andan kıyamete kadar gelip geçecek milyarlarca mü’minin gönüllerinde taht kuran;

– insanlık âleminin yıldızları hükmündeki milyonlarca âlim ve evliyanın üstadı olan;

– her an, ümmetinden her bir ferdin işlediği bütün hayırların bir misli de kendi defterine yazılan;

– her an dünyanın dört bir tarafındaki ezanlarda yâd edilen;

– bütün ümmetinin ve gökler ve yer dolusu meleklerin her an sayısız salât ve selâmlarına muhatap olan;

– Âlemlerin Rabbi tarafından sonsuz bir rahmete sınırsız bir şekilde mazhar olan;

– böylece her an akıl ve hayallerin kuşatamayacağı bir şekilde terakkî etmekte olan bir manevî şahsiyet…

Otuzuncu Söz, o Yüce Peygamberin en büyük bir mucizesi olan Miraç mucizesini, işte öyle bir manevî şahsiyet sahibinin bütün âlemlerde dolaşarak Yer ve Gökler Rabbinin eserlerini müşahede etmesi ve Onun huzuruna çıkması şeklinde anlatır.

On Birinci Lem’a, öyle bir Peygamberin sünnetine uymanın nasıl bir saadet, onun sünnetinden mahrum kalmanın da ne büyük bir bedbahtlık olduğunu gösterir.

Bu bahislerin yanı sıra, bütünüyle Risale-i Nur’un sayfaları, insana kendisini Peygamberinin dizi dibinde oturuyormuş hissini veren, Peygamber sevgisini bütün tatlılığıyla yaşatan ve Sünnet-i Seniyyeye uymayı bir iştiyak haline getiren birer muhabbet meydanıdır.

Sünnet-i Seniyyenin özlü bir değerlendirmesi için aşağıdaki bağlantıdan On Birinci Nükte’yi okuyabilirsiniz:

http://erisale.com/#content.tr.3.116

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here