Genel seçimlerin üzerinden 45 gün geçmesine rağmen hükûmet kurulamayınca, Anayasa gereğince Cumhurbaşkanı seçimleri yenileme kararı aldı ve yine Anayasa gereğince ülke yönetimi bir seçim hükûmetine kaldı.

Bu arada, PKK’nın siyasî bürosu olarak faaliyet gösteren HDP de, yine Anayasa gereği olarak, hükûmete girmiş oldu.

PKK’yı geçici bir süre için de olsa Türkiye Cumhuriyetinin yönetiminde bir pay sahibi yapmak için bugüne kadar canla başla çalışanların başında, kamuoyunun çok yakından tanıdığı üç isim geliyor. Terör çetesinin medyun-u şükran olduğu bu isimler:

MUSTAFA KAMALAK

Siyasette herhangi bir varlık gösterebilecek cüssesi de, birikimi de yok. Miras aldığı parti geçmişin iktidar partilerinden olmasına rağmen, bugünkü oy oranı yüzde 2 seviyesinden ileri geçemiyor. Ancak bu oy oranı, bugünün kritik oy dengeleri içinde, Ak Partinin tek başına iktidar olup olmamasında belirleyici bir rol oynayabiliyor. Bu kadarlık bir rol de, Kamalak ve şürekâsının kinini ve iktidar hırsını tatmin etmeye kâfi geliyor. Kamalak’ın partisi önümüzdeki seçime de kazanmak için değil, Ak Partiye tek başına iktidar olma imkânı vermemek gayesiyle giriyor. Kamalak bu gaye ile yaptığı temaslara PKK’lı belediye başkanlarından başladı.

FETHULLAH GÜLEN

Kırmızı bültenle aranan ve hakkındaki dâvâlarda cemaati FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) adıyla anılan firarî vaiz, lânet ve beddua seanslarıyla başaramadığı şeyi seçimler vasıtasıyla gerçekleştirmeye çalışıyor. Ak Parti’nin iktidardan kesin olarak düşmesi ve Tayyip Erdoğan’ın ölmesi yahut hapse girmesi, Gülen’in en büyük gaye-i hayalini teşkil ediyor. Örgüt, bütün mahallerde Ak Partinin dışındaki partilerden en güçlü olan hangisiyse onu canla başla destekliyor, ablalar bu amaçla ev ziyaretleri yapıyor, yayın organlarında CHP ve HDP ile paralel yayınlar yapılıyor. Örgüt gazetesinin başındaki kişinin bu amaçla PKK’lı belediyelerden birisinin başkanıyla yaptığı görüşme deşifre olmuş durumda. Seçimin tekrarlanmaması için örgüt yayın organları ellerinden geleni yaptı, ancak başarılı olamadı. 1 Kasım seçiminde tek başına bir Ak Parti iktidarı çıktığı takdirde, örgütün hiçbir yaşama şansı olmayacağını bildiği için, bütün gücüyle bu ihtimali ortadan kaldırmaya çalışıyor ve herkesle her türlü ittifakı caiz, hattâ vacip görüyor.

DEVLET BAHÇELİ

On sekiz yıldır MHP’nin başında. Genel Başkanlığının ilk yıllarında MHP yüzde 18 oy ile ikinci parti durumunda idi ve iktidar ortağıydı. 2002 seçimlerinde ise MHP yüzde 8 oy ile barajın altında kaldı. Seçim sonrasında Devlet Bahçeli bu sonuçtan kendisinin sorumlu olduğunu ilân etti. Ancak bu açıklamanın gereğini yapmak yerine, yapıştığı genel başkanlık koltuğunu işgal etmeye devam etti. Son seçimlerde de PKK’nın siyasî bürosu olarak faaliyet gösteren HDP ile aynı seviyede bir başarıyı ancak elde edebildi. Seçimlerden sonra ise akla gelebilen her türlü formüle kapıyı kapattı ve geriye tek ihtimal olarak PKK’nın ortaklığındaki bir seçim hükûmetini bıraktı. Kendisini yakından tanıyanlar, özel hayatında son derece kibar bir beyefendi olduğunu söylüyorlar. Bu iki farklı kişiliğin sebebi olarak Devlet Bahçeli’nin adını gösterenler de var. Belki de bu isim, devletten taraf olma ve devleti koruma içgüdüsünün, “devlet”i şahıs ismi olarak algılamasına yol açıyordur, kimbilir?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here