Bir Risale-i Nur talebesi, başkalarından farklı bir yerden kâinata bakar.

O muhteşem bir sanat galerisindedir.

Âlemlerin Rabbi, gökleri ve yeri benzersiz sanat eserleriyle süslemiş, sonra insanı kendisine anlayışlı bir muhatap olarak seçmiş ve buraya göndermiştir.

Risale-i Nur’un her bahsi, her sayfası, her satırı, bu şuuru insan ruhunun derinliklerine kadar yerleştirir.

Onun için, bir Risale-i Nur talebesi, kâinatta nereye bakacak olsa, orada “masnû”lar görür.

O masnû’da bir intizam, bir mizan müşahede eder.

O intizamın arkasında bir tanzim, o mizanın arkasında bir tevzin fiilini bulur.

O fiillerden de Hakîm ve Âdil bir Sâni’in varlığına intikal eder.

Bu kadarla da kalmaz.

O masnû’u dikkatle incelediği zaman, onda hüsün, ziynet, suret, şekil, lütuf, nimet, rızık, merhamet, muhabbet gibi daha nice hakikatlerle karşılaşır.

Bu hakikatlerden tahsin, tezyin, tasvir, takdir, ikram, in’âm, terzik, terahhum, teveddüd, tahannün gibi fiillere geçer.

Bu fiillerden de Müzeyyin, Musavvir, Mukaddir, Kerîm, Mün’im, Rezzak, Rahîm, Vedûd, Hannân gibi Esmâya intikal eder.

Şimdi birisi çıksa, bu kelimelerden bir tanesini değiştirecek olsa, bir mantık silsilesini en can alıcı yerinden koparmış olmayacak mıdır? Meselâ “hüsün” değiştiğinde “tahsin”e nasıl varılacak, “tahsin” kaybolursa “Muhsin”e nasıl intikal olunacaktır?

Tek bir cümleyi kendi başına ele alacak olursanız, onda birkaç kelimeyi değiştirmekle bu kayıpları bu seviyede fark etmeyebilirsiniz. Katliâmı gerçek boyutlarıyla görebilmek için, o cümlenin, son derece girift bir tefekkür sisteminin bir parçası olduğunu ve ihtilâtlarının bütün sisteme yayıldığını dikkate almak gerekecektir.

Şunu da eklemeden geçmeyelim: Risale-i Nur’un kelimelerini aynen muhafaza etmek dahi kendi onun tefekkür sistemini bütünüyle kavramakta yeterli olmayabilir. Kelimeler ve kavramlar arasındaki akrabalıkları bir çırpıda görmek ve bunların birinden diğerlerine rahatlıkla intikal edebilmek için en verimli yol, eserleri Osmanlıca hattından okumaktır.

Hal böyle iken, Latin alfabesinin verdiği hasarın üzerine bir de kavram katliâmını eklemek suretiyle Risale-i Nur’u “sadeleştirmeye” teşebbüs edecek olan kimsenin yaptığı iş, elinde satırla beyin ameliyatı yapmaya kalkan bir kasabın marifetinden çok farklı sonuç vermeyecektir.

– Ümit Şimşek

1 YORUM

  1. Sadeleştirmeden başka muzır bir-iki şeyi daha nazara vermek isterim izniniz olursa:

    Sual: Risale-i Nurların sadeleştirilmesi ile lafız tahribatı açıkça göründü. Peki lafız tahribatından önce, Risale-i Nurlarda mana tahrifatı yapılmış mıdır?

    Cevab: Ders esnasında Risaleden kopup nazarların şahıslara yönelmesi de mana tahrifatına kapı açan en büyük sebeblerdendir. Okuyucu değil, dinleyici bir nesil yetişti bu sebebten ötürü. Dikkat edin, kimse kitabı açmak istemiyor. Nerde hazır sohbet, video, mp3 formatı; oralara teveccüh ediliyor. Hal-i alem buna şahiddir.
    __________

    Çiçekli-Böcekli Hizmet

    Akıl fenerinden çıkan sönük ışıklarla izah ve gitarla, Playstation ile talebe toplama ve saire:

    Çırağın kuyumcu dükkanına renkli balonlarla müşteri çekmeye çalışmasıdır, camekanı boydan boya kapatmaktır; akılsız çocukları çeker sadece, dükkana koyulan altınlara verilen para boşa gider, dükkanın sahibinin hakkına girer çırak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınız