sadik-bey

SADIK DEMİRELLİ

(TAŞKÖPRÜLÜ SADIK BEY)

(1902-1971)

Plevne kahramanı Sadık Paşanın torunu. Kastamonu ve civarının anlı şanlı efesi. 1935 yılında Bediüzzaman Hazretleri Kastamonu’ya sürüldüğünde, Sadık Bey, onu ziyaret eden bahtiyarlar kafilesindendi. Ziyaretinin akabinde Risale-i Nur’un neşrine çalışmaya başladı, böylece ağalıktan iman hizmeti neferliğine terfi etti.

Bediüzzaman Hazretleri 1943 yılında Denizli hapsine girdiğinde Sadık Bey de tutuklananlar arasındaydı. Hapiste bulundukları dokuz ay boyunca Üstad onun pişirdiği çorbayı minnetsiz kabul ediyordu.

***

Beni Kastamonu’ya nefyettiler. . . . Sonra, o karakolun karşısında, Kastamonu’nun medrese-i Nuriyesine girdim, Nurların telifine başladım. Feyzi, Emin, Hilmi, Sadık, Nazif, Salâhaddin gibi Nurun kahraman şakirtleri, Nurların neşri, teksiri için o medreseye devam ettiler. Gençlikte eski talebelerimle geçirdiğim kıymettar müzakere-i ilmiyeyi daha parlak bir surette gösterdiler.

***

Hem, hapishanede hakikaten merdane ve fedakârane istirahatime çalışan ve on sene şahsıma hizmet kadar beni minnettar eden Taşköprülü Sadık ve Hilmi ve İhsan ne haldedirler? Ve o civarda, hususan İnebolu’daki kardeşlerimi unutamıyorum; beni merak etmesinler.

***

Hapishanede, hakikaten şahsıma ve Nurcuların ittihadına ve mahpusların Nurcularla tevafukuna unutulmayacak derecede Hilmi ile hizmet eden ve memleketinde hapisten evvel ve sonra kahramanane çalışan ve ismine tam mutabık Sadık Beyin, akrabasıyla, validesiyle tebrikine ve benim namıma orada kurban kestiğine mukabil, bin bârekâllah ve mâşaallah deriz.

***

Aziz kardeşim, Sıddık Sadık Bey,

Hakikaten ben sizde ve Hilmi, Feyzi ve Emin’de, kardeşte ve evlâtta ve valideynde bulunan halis ve minnetsiz bir şefkat gördüğümden hem ruh rahat ediyor, hem sizin bu ehemmiyetli hizmetinizi mukabelesiz kabul ediyorum.

***

Hilmi, İhsan, Emin’in, Taşköprülü Sadık’ın mektupları beni çok mesrur eyledi. Hakikaten bu kardeşlerimiz, hapishanede dokuz ayda dokuz sene kadar hizmet-i Nuriyeyi yaparak Isparta kahramanlarıyla omuz omuza geldiler. Ben onların hem istirahatime, hem hapisteki arkadaşlarımızın ittifaklarına ve yeni Nurların hizmetine tam çalışmalarını hiçbir vakit unutmayacağım. Cenab-ı Hak onlardan ve sizden ebeden razı olsun.

***

Sadık Beyin annesine mektubu

Anneciğim, Cenab-ı Risaletpenah (a.s.m.) Rabbinin huzuruna dünya malıyla gitmemek için son saatlerinde gelen yedi altını tasadduk buyurmadılar mı?

Â’lâ-yı illiyyîne çıkan beşeriyetin bir hülâsası olan öyle ekmel bir zatı taklit etmek, bizim gibi zayıf insanların kârı değil iken, musibet perdesiyle örtülü ve kısa zamanda taklit imkânının bizlere verilmesi lütuf ve nimet-i İlâhiye değil de nedir? Böyle bir fırsatı kaçırmak maddî zararımızdan milyarlar büyük zarar-ı manevî değil midir?

Demek yekdiğerimizi taziye ve geçmiş olsun değil, tebrik etmeliyiz. Kaza habersiz ve tehaffuz imkânı olmadığı için ölenler şehid-i manevî ve zayi olan mal bir sadaka-i azimedir. Keffareti ve ecr-i manevîsi çok büyüktür. Bu hususta müteaddit hadîs-i kudsîler vardır. Cenab-ı Hak cümlemize rıza-ı hakiki ile karşılamak nasip buyursun. Âmin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here