zubeyir-gunduzalp

Zübeyir Gündüzalp

(1920-1971)

“Hayatım hayatında devam edecek” demişti Bediüzzaman ona. Zübeyir Gündüzalp bu sözü hayatıyla imzaladı. Risale-i Nur’un hakikatlerini ve hizmet ilkelerini bütün zerrelerine sindirmiş, adeta Nurlarla nefes alıp veren bir mümtaz şahsiyet idi. Sadakatin ve fedakârlığın zirvesinde bir ömür sürdü.

Ermenek’te dünyaya geldi. Risale-i Nur ile, askerlik dönüşü Konya Postahanesinde memur olarak çalışmaya başladığı günlerde tanıştı. 1946’da Bediüzzaman’ı ziyaret etti. Daha sonra Akşehir, Islahiye ve Urfa’da görev yaparken de Risale-i Nur’un neşrine önemli hizmetlerde bulundu. Bediüzzaman Said Nursî Afyon hapsine girince, Üstadına kavuşabilmek için, isimsiz bir mektupla kendi kendisini ihbar etti. Tahliye edildikten sonra Islahiye ve Urfa’da memuriyetine devam ettiyse de, Üstadına olan hasreti artık dayanılmaz seviyede idi. Hizmetine kabul edilmesi için Üstada gönderdiği, gözyaşlarıyla ıslanmış ve mürekkebi dağılmış mektubunu dinlerken, Bediüzzaman da ağlıyordu. Nihayet, 1953 senesinden itibaren, sürekli olarak Bediüzzaman’ın yanında kalmaya başladı. Bediüzzaman’ın hizmetinde geçen yıllarında, onun pek çok esrarına vakıf oldu. Üstadın vefatından sonra da, Risale-i Nur talebeleri için bir imtisal nümunesi teşkil eden hayatıyla, o çalkantılı günlerin salimen atlatılmasında yeri doldurulmaz hizmetler ifa etti. Üstadına hizmette kusur etmemek için yıllar boyunca sağlığını tehlikeye atmış olmanın sonucu olarak pek çok hastalıkla içli dışlı yaşar hale gelmişti. Bu yüzden, erken bir çağda, henüz 51 yaşında iken bu fâni hayata veda etmek zorunda kaldı.

***

Afyon müdafaasından

Ruhumda büyük bir boşluk hissederek, okuyacak kitap ararken, Risale-i Nur’u okuduğum zaman elimde olmayarak ondan ayrılamadım. Kalbimdeki o büyük ihtiyacı Risale-i Nur eserlerinin karşıladığını hissettim. İlmî ve imanî şüphelerden kurtaran aklî ve imanî ispatları onda buldum. Böylelikle vesveselerin verdiği sıkıntılardan kurtuldum. Bu hakikatlerden anladım ki, Risale-i Nur, bu asrın insanları olan bizler için yazdırılmıştır. Ahlâk, edep ve terbiye gibi en yüksek meziyetlere sahip olabilmek için, kuvvetli bir imana sahip olmak lâzımdır. İman hakikatleri, Risale-i Nur’da gayet kuvvetli deliller ve açık misallerle anlatıldığı için, okudukça imanım kuvvetlenmiştir. Bu sayede dalâlete düşmekten, en yüksek medeniyet esaslarını câmi, hak ve hakikat olan dinimden dönüp kızıl ejderin hapı olmak felâketinden kurtuldum. Bunun içindir ki, okuyucularını birçok maddî ve mânevî felâketlerden kurtaran; ve bir üniversite mezunundan ziyade bir ilme sahip eden; İslâmiyet, vatan ve millet sevgisini aşılayan; Allah’a itaati, çalışkanlık ve merhameti öğreten Risale-i Nur’dan, kıymetini anlayan hiç bir fert, ne pahasına olursa olsun ayrılmaz. Bu riyâsız, has hürmet ve tâzim, hiçbir kimsenin kalbinden çıkartılamaz.

***

Notlarından

Eğer zenginlik hizmete mâni olacaksa, yaşasın fakirlik! Eğer evlilik hizmete mâni olacaksa, yaşasın bekârlık! Eğer ilim hizmete mâni olacaksa, yaşasın cahillik!

Hayatını feda etmişsin, nefsini feda edememişsin; neye yarar?

Hizmetteki kardeşler, yaşı küçük de olsa, bu dâvâda büyüktür. Her kardeşini bir veli bil. Müsamaha edemeyeceğimiz, yalnız nefsimizdir.

Tedbir, hizmetin devamı içindir. Hizmet olmazsa, neyin tedbirini alacaksınız?

Hiddetle, heyecanla konuşmanıza asla îtimad etmeyiniz. Zira nefis ve şahsî hissiyat karışır. Yapacağım derken parçalarsınız. Hem de kendinizi parçalamış olursunuz. Çok defa kendisini tenkîd etmek kâmilliğine erişememiş, yakın akraba veya mesâi arkadaşlarını tenkid etmeye alışanlarla bir yerde oturmayınız. Onu dinleye dinleye siz de münekkid ve yıkıcı bir ahlâk sahibi olursunuz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here