Bugüne kadar Risale-i Nur ile ilgili pek çok hizmetiyle tanınan Barla Platformu Başkanı Said Yüce, bu defa, adaylığı ile bir hizmete daha imzasını attı ve Risale-i Nur camiası içinde bilinen ârızalı tiplerin neredeyse tamamını kendisine muhalif safta toplayıverdi.

Muhalefet cephesine geçmeden önce, bilmeyenler için, Said Yüce’nin durumu hakkında biraz bilgi verelim.

Üstad’ın zamanından kalma emektar bir Nur talebesi olan İlhan Yüce’nin oğlu ve Üstad’ın hizmetkâr ve vekillerinden Said Özdemir’in yeğeni olan Said Yüce, Risale-i Nur ile nefes alınıp verilen bir evde dünyaya geldi. Nur hizmetinin en sıkıntılı yıllarını ailesiyle birlikte yaşayan Yüce, bu arada bir grup Risale-i Nur talebesi ile bir müddet Denizli Cezaevinde hapis yattı.

Gazetecilik yıllarında parlamento ve dış politika muhabirliği, köşe yazarlığı yapan Said Yüce, daha sonra Çevre Bakanlığı Basın Müşavirliği ve Baş Müşavirliği, Devlet Bakanlığı Basın Müşavirliği, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlık Müşavirliği ve uzmanlığı gibi çeşitli görevlerde bulundu. Muhaliflerinin çok iyi bildiği fakat itiraf etmekten ısrarla kaçındıkları gerçek şu:

Said Yüce, zaten eskiden beri devletin yönetim kademelerinde görev alan ve bütün bu görevleri sırasında Risale-i Nur talebesi kimliğini de asla saklamayan ve herkesçe bu kimliğiyle tanınan, bulunduğu her yerde de Risale-i Nur’a hizmet için vesileler araştıran ve bulan  bir kimse oldu. Bugün de, yıllardan beri şahit olduğumuz ve Üstad’ın talebeleri tarafından da çok iyi bilinen bir gerçek, onun, eşi  ve çocukları ile birlikte 7/24 Risale-i Nur hizmetinde canla başla çalıştığı yönündedir. (Bu satırlar yazılırken o yine Anadolu’nun bir vilâyetinde, Nur talebelerinin arasında bir Risale-i Nur dersindeydi.)

Son yıllarda da Said Yüce, Üstad Hazretlerinin, Risale-i Nur’ların Diyanetçe neşri ve Ayasofya’nın açılması gibi en önemli vasiyetlerinin devlet büyüklerine iletilmesinde herkesin bildiği gibi bir rol üstlendi.

Muhalefet cephesinde kimler var?

Şimdi de, onun adaylığı duyulur duyulmaz birbiri ardınca teberrî mesajları yayınlamaya başlayan muhalefet cephesine gelelim. Paralel çete ile emirberlerini bir tarafa bırakarak — onlar zaten var oluşlarının gereğini yapacaklar — “Kimler var bu cephede?” diye sorulacak olursa, isim vermeye hiç gerek duymadan, sadece onların bazı vasıflarını sayacak olsak, sanırız, mesele tamamıyla aydınlanmış olacaktır:

– Eğer bir yerde Üstad Hazretlerinin tırnağını bulacak olsa onu bile pazarlayacak kadar Üstad ticaretinde yoğunlaşmış ve her vesileyle Nur talebelerini soymayı hizmet ilkesi edinmiş olanlar,

– Nur’un fütuhatı olarak nitelenmeye lâyık gelişmeleri yalanlar ve ilâvelerle kendi becerisiymiş şeklinde pazarlayan ve bu davranışıyla muhalefet cephesinin eline haksız bir koz verenler,

– Sünnet ve Risale-i Nur düşmanlığı ağzından taşan bir şahsın tornasında sivrilttiği egosuyla Nur talebelerine “Okumayı bırakın, yoruma bakın” diye kendi mamulerini pazarlamaya çalışanlar,

– Üstad Hazretlerinin hizmetinde bulunan ve onun tarafından vekâlet ve verasete lâyık görülmüş Ağabeylere karşı hissiyatını “Abi denen Risale-i Nur talebeleri” tarifiyle açığa vuran ve kamuoyunda “paralı konferansçı” olarak ün yapmış sahte kahramanlar,

– Düne kadar paralelcilerle beraber olanlar, sadeleştirmeyi savunanlar, ambargoyu yiyince mecburen bu tarafa düşenler, firarî vaizi “ehlullah” olarak tanımlayanlar,

– Şirket batırmak ve hizmeti büyük zararlara uğratmak konusundaki becerisiyle şöhret yapmış iflâs kahramanları,

– Bugüne kadar her vesile ile Risale-i Nur’u siyasete âlet eden, siyasetin hatırı için meleği şeytan ve şeytanı melek olarak görüp gösteren, şimdi de Haşhaşîlerin kuyruğuna takılarak dumanaltı olmuş husumet fedaileri,

– Yaşına ve başına bakmadan, Üstad Hazretlerinin edep timsali talebesine edep dersi vermeye kalkan edep ve hayâ yoksunları,

– Çocukların mahalle kavgasında ağzına alamayacakları lâflarla sosyal medyada “Nur kahramanlığı” taslayan “imalât hatâları”…

Gerektiğinde tafsilâta da girişilebilir elbette, fakat şimdilik uzatmaya gerek görmüyor, sadece bir noktada hayretimizi açığa vurmaktan da kendimizi alamıyoruz:

Said Yüce ne yaptı da bütün çürük elmaları bir sepette toplamayı başardı?

Ne yaptı ve nasıl yaptıysa yaptı, ama ortada şöyle bir gerçek var:

Bir kısım özelliklerine yukarıda kısaca temas ettiğimiz bu gürühun hep birlikte bir kimseden teberrî etmesi, dünyada ve âhirette o kimsenin lehine yapılabilecek en büyük bir şehadettir.

Said Yüce milletvekili seçilir mi, seçilmez mi, bunu bilemiyoruz. Ama şu anda böyle bir başarının altına imza attığı gibi, bir ömür boyu beşeriyet icabı işlemiş olduğu günahları yükleyecek bir gönüllüler güruhunu da bulmuş oldu.

Hayırlı olsun Said kardeş!

4 YORUMLAR

  1. ümit bey değerli yorumları ile tekrar bizleri aydınlatmiş ve belli bir guruhu rahatsız edici beyanda bulunmuşlardır…
    Bu meyanda siz değerli ümit hocamı tebrik eder bu asilzade durusunuzdan asla vazgecmemenizi temenni ederim…tebrik eder selamlar hürmetler ederiz

  2. Allah razı olsun Ümit Abi.. bazı Aymaz’lara ve kendi kafalarındaki İslam modelini İSLAM GİBİ gösterip dayatmaya çalışan güruha karşı siyasette de sessiz kalınamazdı… Ağabeylerimize hizmette bulunan Said Abimizin ve siz değerli ağabeylerimizin yanınızdayız… meydan boş bırakılamaz hele hele bu zamanlarda…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here