Hanımlar için Bediüzzaman’ın en fazla sıklıkla kullandığı tabir “şefkat kahramanları”dır. Risale-i Nur’un dört esasından birinin de şefkat olması, bu hakikati daha bir anlamlı kılar.

“İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun vâlidesidir” der Bediüzzaman. Yaratılışlarında bulunan şefkat ve kahramanlık seciyelerini yerinde kullandıkları takdirde, hanımlar, hem dünya ve hem de âhiret hayatının bir kurtarıcısı olabilirler. Ancak zamanımızda bu duygular yanlış yerde kullanılabilmekte ve çocuklarının sadece dünya hayatındaki rahatını düşünen annelerin bu yanlış davranışları yüzünden, onların bu ulvî seciyeleri kurtuluş yerine felâket sebebi olabilmektedir. Onun için, kadınların yaratılışında bulunan bu seciyeler, mutlaka İslâmiyetin âdâbı ile süslenerek inkişaf etmesi lâzımdır. O “şefkat madenlerinin” hürmetlerinin korunması ve aşağılık hevesler elinde zillete düşmekten kurtulması buna bağlıdır.

Hanımlar, Risale-i Nur’un ilk telif yıllarından itibaren bu hizmetin içinde aktif bir şekilde yer almışlar, hattâ bazı yerlerde, Bediüzzaman’ın tabiriyle, “erkeklerden ziyade” bir iştiyakla faaliyet göstermişlerdir. En küçük bir risaleyi bulundurmanın suç teşkil ettiği yıllarda, itinayla ve göz nuru dökerek yazılmış risaleleri gelinlik çeyizleri içindeki sırmalı ve yaldızlı kumaşlarla ciltleyen hanımlar olmuştur. Risale-i Nur’u yazan, okuyan, okutan, böylece bir yandan iman mertebelerinde terakki ederken bir yandan da başkalarının imanlarını kurtaran hanımlardan, Tarihçe-i Hayatta “mürşid mertebesine yükselen” hanımlar olarak övgüyle söz edilir.

***

Risale-i Nur’un neşrinde, mübarek hanımlar da ehemmiyetli fedakârlıklara mazhar olmuşlardır. Hattâ Hazret-i Üstad’a gelip, “Üstadım! Ben efendimin göreceği dünyevî işleri de yapmaya çalışacağım; o senindir, Risale-i Nur’undur.” diyen ve erkeklerinin Risale-i Nur hizmetinde çalışmalarına daha fazla imkânlar veren kahraman hanımlar görülmüştür.

Risale-i Nur’u yazan efendilerine geceleri lâmba tutarak, onların din, iman hizmetlerine canla başla iştirak etmişlerdir. Risale-i Nur’u hanımlar, kızlar elleriyle yazmışlar, göz nurları dökmüşler, mübarek kâtibeler olarak imana hizmet etmişlerdir. Hattâ öyle Nur Talebesi hanımlar vardır ki, kendilerini son nefeste iman nuruyla hüsn-ü hâtimeye nail edecek Nur Risalelerini hararetle okumuşlar ve diğer din kardeşleri olan hanımlara da okuyup tanıtmışlar; Nurları hanımlar içinde neşrederek, çok hanımların Kur’an ve iman nurlarıyla nurlanmalarına vesile olup kahramanca hizmette bulunmuşlardır. Risale-i Nur’u okuyup okutmakla iman mertebelerinde terakki edip âdeta birer mürşid mertebesine yükselmişlerdir.

Hanımlar sırf Allah rızasını tahsil için, safvet ve ihlasla, Risale-i Nur’daki parlak ve çok feyizli Kur’an nurlarına bağlanmış ve kalblerinde sönmez bir muhabbet ve sevgi besleyerek dünya ve âhirette bahtiyar olacak bir vaziyete kavuşmuşlardır. Risale-i Nur’un kıymet ve büyüklüğü, temiz kalblerine o kadar yerleşmiş ki, onu beraberce okuyup dinledikçe içleri nurlarla, feyizlerle dolup taşmış, nuranî gözyaşları dökerek cuş u huruşa gelmişlerdir.

Ne bahtiyardır o hanımlar ki, Risale-i Nur’un bu mukaddes imanî hizmetinde çalıştıkları için onlar daima hayırla yâdedilecek, âhiretlerine nurlar gönderilecek, kabirleri cennet-misal pürnur olacak ve âhirette de en yüksek mertebelere ulaşacaklardır inşâallah. En başta Bedîüzzaman Hazretlerinin dualarına dâhil olmakla beraber, Nur talebeleri mabeynindeki şirket-i maneviye sırrıyla defter-i hasenatlarına hayırlar kaydedilmektedir. Risale-i Nur’a samimî alâkaları, o fedakâr hanımları, milyonlarca Nur talebelerinin dualarına nail etmektedir. Risale-i Nurları okuyup okutmakla büyük manevî kazançlara, yüksek derecelere erişmektedirler. İnşâallah, ekserî hanımların böyle olmasını, rahmet-i İlahiyeden kuvvetle itikad ve ümid ve niyaz ediyoruz.

–Tarihçe-i Hayat

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here