Nurdan Haber sitesi, “the Cemaat”in Ezvâc-ı Tâhirât’ı hedef alan bir suikastini ortaya çıkardı.

 

Sitenin haberinde, malûm cemaatin önde gelen isimlerinden biri tarafından İngilizceye “tercüme” Küçük Sözler’in başındaki salâvata mütercim/muharrif tarafından “Peygamberimizin hanımlarının salâvattaki Ehl-i Beyt kapsamına dahil olmadığını” iddia eden bir dipnotunun eklendiğini tespit etti.

 

Site, konuyla ilgili haberinin sonunda, “Mü’minlerin anneleriyle bunların ne alıp veremediği var?” sorusunu yöneltti.

 

Nurdan Haber’in http://nurdanhaber.com/tr-TR/haberler/858/orgutun-tahrif-eli-salavata-da-uzandi adresinden ulaşabileceğiniz haberi aynen şöyle:

 

Risalelerin tahrifinde hızını alamayan Paralelci örgüt, bozguncu elini salâvatlara da uzattı.

Örgüt tarafından tercüme ve tahrif edilerek yayınlanan bir Risale-i Nur derlemesinin başında yer alan salâvata mütercim/muharrif tarafından eklenen bir açıklama ile, Ezvâc-ı Tâhirât, salâvatın kapsamından çıkarıldı.

Söz konusu tahrifat, görülmekte olan dâvâlarda adı FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) olarak geçen ve elebaşları firarda bulunan örgütün önde gelen isimlerinden Ali Ünal tarafından tercüme edilen bir kitapta yer aldı.

Yine örgüte ait The Light adlı bir kurum tarafından “Belief and Worship” (İman ve İbadet) adı altında yayınlanan ve Küçük Sözler’in örgütçe tercümelerini içeren kitabın hemen başında yer alan salâvatta, “ve alâ âlihî” ibaresinin tercümesine, mütercim/muharrif tarafından şöyle bir dipnotu ilâve edildi:

“Peygamberin ailesi: Peygamber, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin. Bu kimseler “Ehl-i Beyt” olarak bilinir. Bu tanımda Peygamberin hanımları dahil değildir.”

Oysa, Kur’ân ve Hadis, açıkça ve herkesten önce Peygamber hanımlarını “Ehl-i Beyt” olarak adlandırmış, Kur’ân-ı Kerim ayrıca Peygamber hanımlarını sarih lâfızlarla “mü’minlerin annesi” olarak nitelemiş, Ehl-i Sünnet âlimleri de Kur’ân ve Hadis’in bu tanımını can ü gönülden benimsemiş, sapık fırkaların dışındaki bütün ümmet ise 14 asırdır salât ü selâmlarına her zaman ve öncelikle bu mübarek annelerini dahil edegelmiştir.

“Peygamber mü’minlere kendi canlarından daha yakındır; onun eşleri de mü’minlerin anneleridir” (Ahzâb, 33:6) buyuran Kur’ân-ı Kerim, onlara şu şekilde hitap etmektedir:

“Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzâb, 33:33).

Peygamberimiz de Hz. Aişe (r.a.) başta olmak üzere bütün hanımlarını dolaştığı bir gün, onlara “Allah’ın selâmı üzerinize olsun ey Ehl-i Beyt!” diye hitap etmiştir. (Buharî, Tefsir 33:8).

Ne var ki, Allah’ın ve Resulünün sarahatle “Ehl-i Beyt” olarak nitelediği Ezvâc-i Tahirât annelerimize ve bilhassa Hz. Aişe validemize karşı husumet besleyen bazı sapık inanç sahipleri, tekellüflü tevillerle onları âyetin ve hadisin Ehl-i Beyt tanımından çıkarmak için uğraşmış, bu uğurda kendi içinde çelişen açıklamalarla kırk dereden su getirmeye çalışmışlardır.

Örgüt müterciminin Risale-i Nur’dan yaptığı tercümelerin en başına, hiç gereği ve münasebeti yokken, büyük bir işgüzarlıkla yerleştirdiği ilâve, söz konusu topluluğun tahrif ve tekzipte hiçbir sınır tanımadığını gösterirken, bir yandan da, zihinlerde bazı suallerin belirmesine yol açıyor:

Mü’minlerin anneleri ile bunların ne alıp veremediği var?

Bütün ümmetin bütün salâvatlarında Resulullah ile beraber yad ettikleri o mübarek validelerimizi bu duaların şümulünden çıkarma ihtiyacını neden hissediyorlar ve bu yetkiyi kimden alıyorlar?

Yoksa bu da Kâinat İmamından (!) gelen bir talimat ve yetkilendirme mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here