Ezvâc-ı Tâhirât’a (Peygamberimizin hanımları, Ümmehât-ı Mü’minîn) karşı yaptığı terbiyesizlikle gündeme gelen the Cemaat mütercim/muharrifi, bu edepsizliği irtikâp ettiği “tercüme”sinde de, daha ilk satırlarından itibaren Risaleleri kendi kafasına göre bir şekle sokmuş!

“İman ve İbadet” adı altında Küçük Sözler’i – güya – tercüme eden muharrif, kitabın ilk cümlelerinde, Üstad’ın ifadelerini şu şekle sokmuş:

“Fellow Muslims. You asked for advice, so listen to a few truths contained in the following allegories. Since you are soldiers, I will express them in military terms.”

Türkçesi:

“Müslüman arkadaşlar, siz benden nasihat istediniz. Öyleyse, takip eden temsilâtın ihtiva ettiği birkaç hakikati dinleyin. Sizler asker olduğunuz için, bunları askerlik deyimleriyle anlatacağım.”

Risale-i Nur’da ise, bu metnin orijinali aynen şöyle:

“Ey kardeş, benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtıyla, sekiz hikâyeciklerle birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim Sekiz Söz’ü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.”

Bu ifadeyi kendi gönlünce bir şekle benzeterek tercüme yaptığını iddia eden Cemaat elemanı, kitabın takip eden sayfalarında da, kolayca tahmin edilebileceği gibi, Bediüzzaman’ı kendi kafasına göre konuşturmuş; fazla gördüğü kelime ve cümleleri atmış, eksik gördüğü yere ilâve yapmış, uygun görmediği kelime ve cümleleri uygun gördükleriyle değiştirmiş, hülâsa, Üstad’ın ifadelerini kendi sığ kavrayışının sınırlarına sokmuş, sonra da bunu “tercüme” olarak adlandırmış.

Mütercim/muharrifin, itabın hemen girişindeki salâvat tercümesine büyük bir işgüzarlıkla yerleştirdiği dipnotunda Peygamberimizin hanımlarına karşı yaptığı edepsizliğe ise başka bir haberde temas edilmişti. (Bkz. http://www.yazarumitsimsek.com/simdi-de-ezvac-i-tahirat-dusmanligi/ )

Kıssadan hisse:

Tahrifçilik, söz konusu cemaatin genlerinde var olan bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Bu cemaatin yetiştirmeleri, olaylara ve bilgilere objektif olarak yaklaşmayı beceremiyorlar; çünkü aldıkları Haşhaşî usulü eğitim, dış dünyadan gelen her türlü bilgiyi tahrif ederek kendi genetik yapılarına uygun bir hale sokacak şekilde eserini gösteriyor. Bu bir genetik yapı meselesi olduğu için, hiçbir şekilde düzeltilemez ve bu cemaatten başka türlü bir davranış beklenemez.

Onun için, bu Cemaatin elinden çıkmış veya yakınlarından geçmiş her şeyden azamî derecede uzak durmak, dünya ve âhiret selâmeti isteyenlerin asla ihmal etmemeleri gereken bir şarttır.

1 YORUM

  1. Nasreddin Hoca’nın leylek hikayesi gibi. Malum hoca leyleği yakalamış, bacaklarını kesip kısaltmış, kanatlarını kırpmış, uzun boynunu kısaltmış, sonra da işte şimdi kuşa benzedin demiş ya, Bunların yaptığı ondan daha berbat bir maskaralık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here