Toplumsal cinsiyet eşitliği uygulamasında ilk dört sırayı paylaşan ülkelerin ahlâk karnesi hiç de parlak çıkmadı. İstatistikler, bu ülkelerde nüfusun yarısının evlilik dışı ilişki mahsulü olduğunu gösteriyor.

Psikolog Meryem Şahin ve Dr. Mücahit Gültekin tarafından gerçekleştirilen ve SEKAM (Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Araştırmalar Merkezi) ile Aile Akademisi tarafından yayınlanan bir araştırmada, İzlanda, Finlandiya, Norveç ve İsveç’e dair bulgular tahlil edildi.

Toplumsal cinsiyet eşitliği açısından en yüksek derecelere sahip bulunan bu ülkelerin evlilik dışı beraberlikler konusunda da oldukça ileri seviyede bulundukları tespit edildi. Bu durum, doğum oranlarında evlilik dışı ilişkilerin aile hayatıyla yarıştığını, hattâ bu dört ülkenin üçünde aileyi geçmiş bulunduğunu gösteriyor.

Bu dört ülkeden İzlandiya’da evlilik dışı doğum oranı 1960’ta yüzde 25.3 iken 2011 yılında yüzde 65 seviyesine ulaşmış ve evliliklerden doğan çocukları açık farkla geçmiş bulunuyor.

Finlandiya’da 1960 yılında bu rakam yüzde 4 iken, 2011 yılında yüzde 40.9 olarak görünüyor.

Norveç’te de 1960 yılının rakamı yüzde 3.7 gibi oldukça düşük bir seviyede iken, 2011 yılına gelindiğinde yüzde 55’e ulaşmış bulunuyor.

İsveç’te ise 1960 yılında yüzde 11.3 olan evlilik dışı doğum oranı 2011 yılında yüzde 54.3’ü buluyor.

Araştırmada, Türkiye ile ilgili olarak sadece 2010 yılına ait verilere erişilebildiği bildiriliyor ve bu rakam yüzde 2.6 olarak gözüküyor.

Bütünüyle Avrupa’nın “ahlâk” (!) anlayışına uygun şekilde hazırlanarak Türkiye’ye dikte ettirilen İstanbul Sözleşmesi ise, kanunlarımızdaki “aile” kavramını “ev” kavramı ile değiştirmek suretiyle, nikâhsız beraberlikleri de aile hukukunun kapsamına alıyor.

Ayrıca, cinsel sapıklıklara ve evlilik dışı beraberliklere karşı “ayırımcı” davranışların yasaklanması ve bu anlayışa aykırı olan her türlü inanç, örf ve âdetlerin Türk toplum hayatında kökünün kazınması hedef alınıyor.

Bu hedef doğrultusunda hazırlanan ve uygulanmakta olan politikaların evlilik dışı doğum oranlarını ne ölçüde etkileyeceği, başka bir deyişle, gelecekteki Türk toplumunun ne kadarlık bir kısmının veled-i zinalardan oluşacağı ise şimdiden kestirilemiyor.

***

SEKAM / Aile Akademisi araştırmasıyla ilgili diğer haberlerimiz:

https://yazarumit.com/toplumsal-cinsiyet-kadini-yeni-acilara-surukluyor/

https://yazarumit.com/toplumsal-cinsiyet-kadina-siddeti-azdiriyor/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here