FETÖ adlı terör örgütünün başı Fethulah Gülen, dünyayı Türkiye aleyhinde geçirmek ve Türkiye ile İslâm âlemi arasına nifak sokmak için kolları sıvadı.

Terör örgütünün sitesinde yayınlanan 18 Temmuz tarihli Bamtelinde, Teröristbaşı, Türkiye’nin IŞİD’i desteklediğini iddia etti.

Ünlü münafık, Türkiye Cumhurbaşkanının Müslüman ülkeleri işgal ederek İslâm âleminin lideri olmak istediğini de ileri sürdü.

Konuşmasında MİT tırlarının Türkmenlere değil, IŞİD’e silâh taşıdığını iddia eden FETÖ lideri, IŞİD’in Türk hükûmeti tarafından sürekli olarak desteklendiğini ve Türkiye’de tedavi edilen IŞİD elemanlarının Batı ülkelerine gönderildiğini de ileri sürmek suretiyle, Batı ülkelerinde cereyan eden terör olayları ile Türkiye arasında kendi aklınca bağlantı kurarak kışkırtmalarda bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İslâm dünyasında Emirü’lmü’minîn olmak istediğini” ileri süren Teröristbaşı Gülen, bu anlamın “Erdoğan’ın ağzından kaçırdığı sözlerin genelinden çıktığını” iddia etti.

Teröristbaşı sözlerine şöyle devam etti:

“Selâhaddin’in türbesinde Fatiha okuyacağım, Eyyubî camiinde namaz kılacağım, yani bütün halkı arkama alacağım.” Suriye’ye öyle girildikten sonra Ürdün’e de girilecektir, Mağrib ülkelerine de girilecektir, Mısır’a da girilecektir. Nitekim Mısır’da farklı bir tablo meydana gelince bu defa da Sisi için ona Firavun dedi. Her Firavun’un bir Musa’sı vardır. Kendisini de Musa gösterdi.[*]

 

İslâm dünyası hakkında, o coğrafyada bir kısım emelleri vardı, beklentileri vardı. IŞİD’le bu emelini realize etmeye çalışıyordu. Halen şu anda da dünya kamuoyunda, bir kısım böyle medya kuruluşlarında, istihbarat örgütlerinde olan bilgiye göre hâlâ yardım ediliyor onlara. Para gönderiliyor. Yakalanıyor, fakat örtbas ediliyor.

 

Herkesin bildiği birşey var: Türkiye’de IŞİD’liler tedavi ediliyor, dünyanın değişik yerlerine gönderiliyor. Fransa’ya da gönderiliyor, Almanya’ya da gönderiliyor, İngiltere’ye de gönderiliyor. Bunlar sadece istihbarat örgütlerinin bildiği şey değil, hastanelerde çalışan hastabakıcıların, doktorların bile bildiği, ayağa düşmüş bilgilerden yani. Ve Türkiye’den IŞİD’e katılan dünya kadar insan var. Zannediyorum en çok IŞİD’e katılan insanlar Türkiye’den katılıyorlar.

 

[*] Oysa, Teröristbaşı Gülen her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Firavun” olarak söz ediyor ve onun karşısında kendisini – hâşâ – Musa olarak göstermeye yelteniyor.

 

1 YORUM

  1. Şu bir gerçek ki, artık Batı bu fetö terörü vasıtası ile memleketimizle savaş halindedir. Milleti hiç hesaba katmadılar ve büyük bir yenilgi aldılar. Düşünmesi dahi tam bir kabus ancak bir an düşünelim, Allah korusun şayet bu darbe girişimi başarılı olsaydı ne olurdu:
    — Ülke artık Türkiye Düşmanlarının emir ve yönlendirmeleriyle Terörist Başı Fethullah Gülen tarafından yönetilir, belki de bir devlet başkanı olarak Türkiye’ye gelir, onun ölümü sonrasında devranının yürümesi için de bir sürü diktatoryal kanun yapılırdı.
    — Sırf darbe yönetimini resmen tanımak için Batı Türkiye’den, Güneydoğu ve Suriye’de sınırımıza bitişik şekilde kurulacak bir bağımsız Kürdistan dahil, ekonomik ve siyasi olarak çok sayıda tavizler alır. Düyunu Umumiye dönemi gibi tam bir sömürge olurduk.
    — Darbe sonrası piyasalar en az bir hafta açılmaz, açıldığında da borsa çok az işlem hacmi ile 5 bin ile 10 bin arasına kadar bir hafta içinde düşer (aslında hemen düşer ancak bir seansta en fazla % 10 düştüğü için bir hafta sürer), hisselerin hepsi nominal değer olan 1 Tl.nin altına gerilerdi. Bunun sonucu olarak yatırımcıların büyük çoğunluğu iflas eder, yabancı yatırımcılar Kapitülasyon benzeri bazı garantiler almak ister ve bu ayrıcalık ve garantiler yabancılara verilirdi. Belki de borsa aylar boyu kapatılır ve yatırımcı parasını alamaz, bunun sonucunda birçok yatırımcı ve banka iflas ederdi.
    — Döviz rezervimiz bir kaç hafta içinde erir, İMF kapısını arşınlar ve vereceğimiz birçok siyasi ve ekonomik taviz sonrası ölmeyeceğimiz bir miktarda krediyi verirlerdi.
    –Döviz kurunu içeride polisiye tedbirlerle 5-6 TL civarında belki tutsalar da dış piyasalarda dolar en az 10-15 TL. bandında hareket eder ve yönü devamlı olarak yukarıya dönük olurdu. Dış borcu olan özel sektör ve bankacılık sistemi batar, Yunanistan gibi borç idaresi yapmak için Düyunu Umumiye döneminden daha da bir ağır borç ödeme yükü altına girerdik.
    –Gecelik borçlanma faizleri %1000’leri dahi görür, buna rağmen döviz likiditesi sıkıntısı yaşanırdı.
    –Kişi başı milli gelir 2 bin dolar seviyelerine geriler, kapanan işyeri-fabrikalar sonucunda işsizlik % 40’lar civarına tırmanır, ülkede sosyal bir kaos ve belki de iç savaş çıkardı.
    –İçeride tam bir cadı avı yapılır, kendi fikirlerine ve inanç anlayışına uymayanlar için tam bir zulüm dönemi yaşanırdı.
    –Hızla üç hanelere yükselen enflasyon sonucu bankalardaki mevduatın değeri hızla düşer, insanların alım gücü ve ekonomik gücü 5-6 kat azalırdı.
    –Darbe yönetimi Döviz Tevdiat Hesaplarına el koyar ve yabancılara normal kurla döviz, vatandaşlarına ise düşük bir kurla Türk lirası ödeme yapardı. Zaten Türk Lirası da konvertibilite özelliğini çok kısa sürede kaybederdi.
    –Konut sektörü dramatik bir fiyat düşüşü yaşar, konut kredi borcu olanlar işsizlik ve alım gücü azalması nedeniyle taksit ödemesi yapamazdı. Büyük ihtimalle bankaları korumak için konut kredi taksitleri yükselen faiz-kar payı üzerinden ödenir. Darbe yönetimi olduğu için buna itiraz da edilemezdi. Bankalar birçok emlağa el koymak zorunda kalırdı.
    –Hıristiyanlık/Yahudilik/İslam şeklinde üçünü de kapsayacak ve kabul edecek şekilde sapık bir dini anlayış dayatılırdı. Hadi canım sen de diyeceksiniz ancak, Ayasofya’nın kilise olması dahi kabul edilir ve kilise olarak açılışı için tören bile yapılırdı.
    –Fener Rum Patriği ve diğer dini liderler ekümenik konumuna getirilirdi.
    –Batıya şirin gözükmek için tüm sözde Ermeni iddiaları kabul edilir ve onlara tazminat ödenmesi dahi kabul edilirdi.
    –Ehli Sünnet akaidi yerine Terörist Başı Fethullah Gülen’in dayatmaları esas alınırdı.
    –Risale-i Nurlar tamamen kendi anlayışlarına göre tahrif edilir, içinde olmayan hususlar eklenerek yeniden basılırdı.

    Şayet darbe başarıya ulaşsaydı tüm bunlar olacaktı. Olduğunu sanmıyorum da, şayet vatandaşlarımız arasında, sırf Cumhurbaşkanımız ve Ak Parti’ye duyduğu antipati nedeniyle, hala bu aşağılık sefil darbe girişimi başarıya ulaşmadı diye üzülen varsa bir daha düşünsün ve bu tespitlerimi tekrar tekrar okusun. Allah’a şükür bu aşağılık fetöcü terörist mahluklar başarılı olamadı, milletin iradesine çarpıp söndüler. Verilmiş sadakamız ve arkamızda bizi destekleyen dualar varmış demek lazım. Gerçekten çok çok büyük bir badire atlattık. Adeta kaos ve sömürge olmakla bağımsız ve güçlü devlet olma arasında gidip geldik. Elhamdülillah sonuç güzel oldu ve bu aşağılık fetöcü teröristler başarısız-rezil oldular. Ne demek millete kurşun sıkmak, Meclisimizi, Emniyeti, Genelkurmay’ı bombalamak. Meclisimizi İstiklal savaşı sırasında işgal kuvvetleri dahi bombalamadılar. Önce Risale-i Nurları sadeleştirme kisvesi altında tahrif etmeye çalıştılar, sonra da memleketimizi batıya peşkeş çekmek için her türlü düzenbazlığı – rezillikleri ve katliamları yaptılar.
    Burada Muhterem Ümit Şimşek Bey’i tebrik ediyorum. Bu Terörist Başı Fethullah Gülen ve fetöcü teröristler hakkındaki uyarılarını 1990’lı yıllardan beri yapıyordu. Bir çok yazar ve yorumcu onlardan çekinip susarken veya desteklerken o dik durdu ve gerçekleri yazdı-haykırdı. Allah razı olsun. Bu arada bu fetöcü terörist grubu on yıllardır eleştiren ve bu hususta uyarılar yapan Rahmetli Mehmet Emin Birinci ağabey ile Muhterem Mehmet Fırıncı ağabeylerden de Allah razı olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here