Feminist akımlar tarafından bayraklaştırılan ve mahut İstanbul Sözleşmesinin ruhunu teşkil eden “toplumsal cinsiyet eşitliği” Cumhurbaşkanlığının 2019 yılı programında da yerini aldı.

Programda, erken yaşta evlendiği için ırza tecavüz suçlamasıyla 10-15 yıllık hapis cezalarına çarptırılan 4 binden fazla gencin mağduriyetine yol açan uygulamaların da devam edeceği vurgulandı.

Çalışan nüfus içindeki kadın oranının arttırılacağı bilgisi de programda yer aldı.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, bilindiği gibi, feminist akımlar tarafından, biyolojik cinsiyete karşı alternatif olarak geliştirilen ve erkek-kadın arasındaki farklılıkların toplum tarafından belirlendiğini öne sürerek bu farklılıkların giderilmesini hedef alan bir kavram olarak literatüre girmiş bulunuyor.[1] 27 Ekim tarihli Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayınlanan Cumhurbaşkanlığı 2019 yılı programında toplumsal cinsiyet konusu şu şekilde yer alıyor:

Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politika ve programların hayata geçirilmesi için toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme araçlarının kullanılması, kadınların işgücüne katılımının artırılması, sosyal güvencelerinin sağlanması ile iş ve aile yaşamının uyumlaştırılmasına yönelik modellerin geliştirilmesi, karar alma mekanizmalarında kadınların aktif olarak yer alması ve kadına yönelik şiddetin azaltılması sağlanacaktır.

İstanbul Sözleşmesine uyum yasası olarak çıkarılan ve yüz binlerce erkeğin zorla evden uzaklaştırılmasına, binlerce genç erkeğin de eşlerinin ırzına tecavüz ettiği iddiasıyla 10-15 yıl gibi ağır cezalara çarptırılmasına yol açan 6284 sayılı kanunun da 2019 yılı içinde toplum içinde yeni yaralar açmaya devam edeceği, programdaki şu ifadelerde ortaya çıkıyor:[2]

Erken Yaşta ve Zorla Evliliklerle Mücadele Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2018-2023) uygulanacaktır: Erken Yaşta Evliliklerle Mücadele 11 Eylem Planları izleme çalışması yapılacaktır. Erken yaşta ve zorla evliliğin önlenmesi için çalışan kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları bünyesinde görev yapan hizmet sağlayıcılara (kolluk görevlileri, sağlık personeli, sosyal hizmet görevlileri, yargı personeli, mülki idare personeli, vb.) yönelik çalıştaylar, seminerler ve eğitimler düzenlenecektir.

. . .

Kadına yönelik şiddetle mücadele politikası kapsamında hazırlanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı (2016-2020) ile Erken Yaşta ve Zorla Evliliklerle Mücadele Strateji Belgesi ve Eylem Planı uygulanmaya devam edilmektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin vaadleri arasında bulunan ve “kadınların işgücüne katılma ve istihdam oranlarının yükseltilmesi” konusu da 2019 Cumhurbaşkanlığı yıllık programında yer aldı. Programda, çalışan kadın oranında görülen yükselme bir başarı olarak kaydedilmekle birlikte, Avrupa Birliği ülkelerine yetişmek için daha önümüzde mesafe bulunduğuna işaret ediliyor:

Ülkemizde kadınların işgücüne katılma ve istihdam oranları son yıllarda önemli bir artış göstermiştir. Türkiye’de 2017 yılında kadınların işgücüne katılma oranı bir önceki yıla göre 1,1 puan artarak yüzde 33,6 olarak gerçekleşmiştir. Kadın istihdam oranı ise 2017 yılında 0,9 puan artarak yüzde 28,9 olmuştur. AB’ye bakıldığında, 2017 yılında kadınların işgücüne katılma oranının yüzde 51,8 olduğu görülmektedir. AB ülkelerinde kadın istihdam oranı 2017 yılında 0,6 puan artarak yüzde 47,7 olmuştur.

Diğer taraftan, bu politikanın, Cumhurbaşkanı tarafından öteden beri dile getirilmekte olan “üç çocuk” hedefini baltalamakta olduğu da, programda zımnen ifade edilmiş bulunuyor:

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre ülke nüfusumuz 2017 yılı sonunda 80,8 milyona ulaşmıştır. Uzun süredir azalma eğiliminde olan toplam doğurganlık hızı yenileme seviyesi (kadın başına 2,1 çocuk) civarında durağanlaşmış, 2017 yılında da kadın başına 2,07 çocuk düzeyinde gerçekleşmiştir. Doğurganlık hızındaki uzun süreli aşağı yönlü hareketin temel nedenleri kadınların eğitim seviyesinin yükselmesi ve işgücüne katılımlarının artması, şehirleşme, geniş aile yapısının azalması ve ortalama evlenme yaşının yükselmesi olarak görülmektedir.

Program, bu problemin çözümü olarak, “annelik” görevini kadınlardan devletin devralması formülünü esas alıyor:

Kreş ve gündüz bakım evlerinin desteklenmesi amacıyla özel sektöre yönelik teşvik uygulamaları hayata geçirilecektir. Yerel yönetimlere ait kreşlerin yaygınlaştırılması sağlanacaktır. Kamu sektörüne hizmet veren kreşlerin kontenjanlarının doldurulması amacıyla ilgili mevzuat gözden geçirilecektir.


[1] Konu ile ilgili bazı çarpıcı bilgiler için bkz.

https://yazarumit.com/bilim-tarihinin-en-ahlaksiz-deneyi-ve-gunumuzdeki-sonuclari/

https://yazarumit.com/bir-guncelleme-oykusu-2/

https://yazarumit.com/bati-tarafindan-hacklenmek-2053te-turkiye-nasil-bir-ulke-olacak/

 

[2] Bu konuya dair bilgi için bkz.

https://yazarumit.com/emine-karakayayi-hatirlayan-var-mi/

https://yazarumit.com/erkeklerin-kopek-kadar-degeri-yok/

https://yazarumit.com/sapikligi-korumakta-avrupayi-sollamisiz/

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here