Dün “Bu Kur’ân’ı Müslümanların elinden almalıyız” diyordu o mel’un zihniyet.

Bugün de “Tam Batılılaşmamış, yoksul Müslümanların kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilemez” diyor açık açık, hiç saklamadan, hiç utanıp sıkılmadan.

Niçin saklasın, niçin utansın ki?

Ağızlarından çıkan her mel’aneti onların namına savunacak çanak yalayıcılarını yetiştirip aramıza saldılar.

Zaten bu sözleri de, onlardan aldıkları malzemeyi kullanırken söylüyorlar.

O çanak yalayıcılar ki, burada tokadı yiyince gidiyor, efendilerinin eteğine sığınıp oradan kendi ülkesine veryansın ediyor, dünyanın bütün şer kuvvetlerini bu İslâm ülkesinin aleyhine seferber etmek için çabalıyor.

Kölesiyle, efendisiyle, bütün bunlara verilecek tek bir cevap var; onu da bir asır önce Bediüzzaman vermiş:

Tükürün demiş İngiliz lâîninin hayâsız yüzüne!

***

Aslında İngiliz lâîni, bir asır önceki o tükürüğü hayâsız suratından silmeye çalışıyor.

Silebiliyor mu?

Hayır. Bilâkis, bir asır önce onlara “Ekpekü’l-küpekâ’dan tekepküp etmiş köpek” (köpeklerin en köpeğinden köpekleşmiş köpek) sıfatını yakıştıran İslâm kahramanının kahraman torunlarından bugün de tokat üstüne tokat yiyor.

Türkiye’nin ve İslâm âleminin şahlanışı yolunda atılan her adım, ekpekü’l-küpekâ ile eniklerinin suratında bir şamar olarak patlıyor.

Aslında onlar, içimizdeki beyinsizlerin göremediklerini görüyorlar.

Yüzyıllardır esaretleri altında ezdikleri, sömürdükleri, kanını emdikleri mazlum milletlerin dirilişine ister istemez şahit oluyorlar.

O uyanışı kendi elleriyle değil, asırlardır içimizde besledikleri kölelerinin eliyle bastırmaya çalışıyorlar.

Mısır’da bunu yapıyorlar, Türkiye’de de bunu yapmaya çalışıyorlar.

Fakat çaresizliklerinin farkındalar.

Onun için ağızlarındaki baklayı saklayamıyorlar.

“Siz kendinizi yönetemezsiniz, sizi biz yöneteceğiz” diyerek kendi kendilerini deşifre ediyorlar.

İşte bütün bunlara verilecek tek bir hitap ve tek bir cevap var; o da bir asır önce Bediüzzaman’ın verdiği cevaptan başkası değil:

“Ey ekpekü’l-küpekâdan tekepküp etmiş köpek!” diye seslenin, sonra da tükürün İngiliz lâîninin suratına!

Oylarınız bir Osmanlı şamarı halinde insin o hayâsız suratın tam ortasına.

Öyle bir insin ki sesi Londra’dan işitilsin, Amerika’lardan yankılansın.

Her bir oy, “Ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallahe ramâ” sırrına mazhar bir şamar ve bir tükürük halinde şaklasın o hayâsız suratlarda.

Şaklasın ki, yarınki kutlu gün, gelecek nesillere, kutlanacak şanlı bir şamar günü olarak miras kalsın.

 

1 YORUM

  1. 2015 netice ne olursa olsun fecr-i sadıka giden son dönemeçtir. Yani yapılması gereken ne ise yerine getirilir, sonrası vazife-i İlahiye’ye girer. Bugünlerde neyi karıştırsam karşıma hep 93/5 çıkıyor. “Allah sana razı olduğunu ihsanları verecektir.” Demek ki razı olunacak bir netice beklemek olabilir. Ahmed Fevzi Kul Abi de onu 70 yıl önce nazara vermiş. İlginç. Bu müjdeyi ilk alan ise Hz. Peygamber’dir. (as) Mirac’a çıkmaya hazırlanırken Hz. Cebrail’e (as) “Bana Mirac müjdesi verdin, ama çocuklarıma, yakınlarımı yani ümmetime ne var?” diye sorar. O da bu ayeti okur. Daha ne olsun yani. Her bir ayetin her bir asırda efradı vardır.
    Uzmanları iyi bilir. İngiliz köpekliğinin muharrik-i esası Siyonistlerdir. Osmanlı mülkü senin Filistin bizim pazarlığında 1860’ta el sıkışılır. İngiliz’in bir başka marifeti daha var. Yahudi Küresel Sermayesinin üssüdür. Coğrafyamızdaki son karışıklığın altındaki 4 güçten biri de onlar. Sonra Deccal’in de doğum yeri de o ada. Karl Marx orada doğdu. Malum Deccal bir adada, Süfyan yarımadada doğar. Süfyanı doğuran da İngilizler. Eh 100 yıl doluyor. Feth-i İstanbul, Rumeli Fatihi Süleyman Paşa’ın Çanakkale’ye ayak basmasından 100 yıl sonra gerçekleşir. 1915 Çanakkale Zaferi de 100. Yılını kutladı. Demek ki, fetih karib. Onun için köpeğe okkalı bir tokat lazım. Osmanlı tokadı. Osmanlı yoksa torunları var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here