İmanın rükünleri arasında “kadere iman” şeklinde bir rüknün bulunmadığını öne sürerek kaderi inkâr edenler, Asr-ı Saadetin hemen akabinde ümmetin başına dert olmaya başlamıştı.

Daha Tâbiîn döneminde, aynen bugün olduğu gibi Kur’ân’a yönelme ve Kur’ân’ı okuma iddiasında bulunan ve ilmî meselelerin ayrıntılarına dair kendilerince buluşlar yapan kimseler zuhur etmişti.

Bunların orta attığı iddialardan biri de, aynen bugün bazılarının öne sürdüğü gibi, “Kader yoktur” şeklindeki iddialardı.

Hadis ilminin temel direklerinden biri olan, büyük âlim Abdullah ibni Ömer (r.a.), birgün bu konuda bir suale muhatap oldu. Ona şöyle dediler:

“Yâ Ebâ Abdirrahmân, aramızda Kur’ân okuyup ilimle uğraşan ve ‘Kader yoktur’ diye iddia eden insanlar zuhur etti. Bunlar ‘Herşey, öncesinde bir kader olmadan cereyan eder; Allah da ancak vuku bulduktan sonra bunları bilir’ diyorlar.

Abdullah ibni Ömer şu cevabı verdi:

“Onlarla karşılaşacak olursan kendilerine şunu haber ver: Ben onlardan uzağım, onlar da benden uzaktır. Allah’a yemin olsun ki, onlardan birinin Uhud dağı kadar altını olsa da hepsini infak etse, kadere iman etmedikçe Allah da bunu ondan kabul etmez.”

Abdullah ibni Ömer, bundan sonra, babası Hz. Ömer’den (r.a.), hepimizin bildiği meşhur Cibril hadisini rivayet etti. Bu hadisin imanı tarif eden kısmı aynen şöyle:

[Cebrail] “Bana imandan haber ver” dedi. Resulullah buyurdu ki:

 

İman, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kıyamet gününe inanman ve hayrı ve şerri ile kadere iman etmendir.

 

Cebrail “Doğru söyledin” dedi.

 

Müslim, İman: 1; Tirmizî, İman: 4; Nesâî, İman: 4; İbni Mâce, Mukaddime: 9

Düşünün ki, bu hadisi, pek az hadis rivayet etmiş olan ve Resulullah’a ait haberlerde en küçük bir  hatâya tahammülü olmayan Hz. Ömer (r.a.) rivayet etmiştir.

Ondan da, Sahabenin en ileri gelen âlimlerinden ve Hadis ilminin temel direklerinden Abdullah ibni Ömer rivayet etmiştir.

Bu rivayeti de sahihliği ile on beş asırdır bütün ilim ehlinin ve ümmetin itimadına mazhar olmuş meşhur Müslim nakletmiş, hattâ kitabın en başına almıştır.

Evet, meşhur Sahih-i Müslim’in kapağını açanlar, karşılarında ilk hadis olarak, yukarıda naklettiğimiz hadiseyi ve Abdullah ibni Ömer’in buna verdiği cevap ile rivayet ettiği hadis-i şerifi bulacaklardır. (Aynı hadis, yine aynı yolla Müslim’den başka Tirmizî, Nesâî ve İbni Mace gibi Kütüb-ü Sitte’nin üç muhteşem eserinde daha nakledilmiştir.)

Hazret-i Ömer tarafından bizzat Resulullah’tan rivayet edilen ve bu kadar sağlam yollardan bize ulaşan bir habere itimad etmeyip de Bayındır ve İslamoğlu’nun hevâ ve hevese dayanan iddialarına itibar edenler, dinlerini ne kadar çürük bir temel üzerine bina ettiklerini iyi düşünsünler!

***

Konuyla ilgili diğer haberimiz:

http://www.yazarumitsimsek.com/ummetin-mecusileri/

1 YORUM

  1. [28 12 2014 16:14] ‪+966 54 265 5200‬: İnne ehadekum yucmau halkıhi fi batni ummihi erbaiyne yevmen nutfeten,sümme yekunu alakaten misle zelik, sümme yekunu mudgaten misle zelik, sümme yurselu elmelku feyenfuhu fihi erruh ve yu’meri bierbai kelimat: biketbi rizkihi ve ecelihi ve amelihi ve şakiyyun ev saiydun fevellezi la ilahe gayruhu inne ehadekum leya’mel biameli ehlilcenneh hatta ma yekunu beynehu ve beyneha illa zireun feyesbiku aleyhilkitab feya’melu bi ameli ehlinnar feyedhuluha, ve inne ehadekum leya’melu biameli ehlinnar hatta ma yekunu beynehu ve beyneha illa ziraun feyesbiku aleyhilkitab feya’melu bi ameli ehlilcenneh feyedhuluha.. Sahih Buhari den rivayet ki ehemmiyeti kur’an dan sonra gelen bır kitabdir…tabiki mu’minler için….
    ‬: Bu hadisden anlaşılıyorki ve hadisdeki kader bahsini teyid ediyor..Kim kadere iman etmiyorsa ben müslümanim demesin çünkü imanın şartlarından birine iman etmeyenin imanı sahih değildir….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here