ncelebi

AHMET NAZİF ÇELEBİ

(1891-1964)

Bediüzzaman’ı ilk defa 1908 yılında Üstad İnebolu’ya geldiğinde görmüş, senelerce muhabbetini gönlünde taşımıştı. Üstad 1938 senesinde Kastamonu’ya sürgüne gönderildiğinde ziyaretine ve hizmetine koşan ilk’lerden biri de Ahmed Nazif idi. Böylece on yıl boyunca ısrarla yaptığı duâ makbul olmuştu: “Yâ Rab bana bir mürşid-i kâmil ihsan buyur.” Afyon ve Denizli hapislerinde Üstada refakat ederken yanında oğlu Salâhaddin de vardı.

***

Bir mektubunda Bediüzzaman’ı nasıl tanıdığını şöyle anlatmaktadır:

On seneden beri Cenab-ı Rabbü’l-Âlemîn Hazretlerinden niyazımda, dâima beş vakit dualarımda, “Yâ Rab, bana bir mürşid-i kâmil ihsan buyur” niyazında iken, bundan üç sene evvel, yani Hicrî 1357 ve Milâdî 1938 senesinde, İnebolu’da bir kahvede, Kastamonulu bir zavallı sarhoşun sitayişle bahsettiği bir zâtın Kastamonu’da mevcudiyeti ve menfî olarak bulunduğunu işittim. Dikkat ettim ve tahkik ve tamik ettim. Anladım ki, otuz senedir kalbimde saklı olarak taşıdığım o zamanki Said-i Kürdî olduğunu hissettiğimden, her tehlikeyi göze alarak ziyaret edip mübarek ellerini öpmek lâzım ve şart olduğunu bildim. Ve ziyaretimde, Eski Said’in ism-i mübarekleri Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nur’un müellifi ve sahibi olarak buldum. Kemâl-i aşk ve ihlâsla sarıldım. Ve benim yegâne mürşidim ve rehberim ve büyük üstadım o Risale-i Nur’dur dedim. Ve bana bu hadsiz ihsanatı hidayet ve inayet buyuran Cenab-ı Hakka, Kur’an-ı Hakim’in harfleri adedince şükrederek, “Elhamdülillâh, hâzâ min fadli Rabbî” dedim

Üstadın yorumu: Evet, bazı ehl-i velâyetin ileride talebesi olacak zatlar, daha dünyaya gelmeden, hiss-i kablelvukuun inkişafiyle kerâmetkârâne keşfettikleri gibi, Risale-i Nur’un talebelerinin mühimlerinden birkaç zat dahi, çok zaman evvel, bir hiss-i kablelvuku ile, ileride Said ile alâkadar bir surette bir Nura hizmet edeceğini hissetmişler. İşte, onların birisi de Nazif’tir.

***

Nazif’e bin bârekâllah, bin mâşaallah! İkinci bir Hüsrev, İnebolu ikinci bir Isparta olduğunu isbat ediyor.

***

Bu havalide, hakikaten ümidimin fevkinde, Risale-i Nur talebelerinden iki kahraman yetiştiler: baba, oğul Ahmed Nazif, Salâhaddin. Bu iki zat Risale-i Nur’un neşrinde iki yüz adam kadar çalıştıklarını görüyoruz. Ezcümle birisi, yani oğlu Kars’ta durup hem Van’a, hem Erzurum’a, hem Konya’ya, hem buralara-size leffen gönderdiğim mektup gibi-muhaberelerle tesirli bir surette çalışıyor; tam bir Abdurrahman’dır.

***

Kahraman Nazif in ve hakikaten Nazif ruhunda ve sadakatinde kendi arkadaşlarının makine ile ve sair cihette Nura hizmetleri, bu memleketi cidden minnettar edecek bir vaziyettedirler. Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin. Hususan makinelerinin mahsulatı hem zinetli, hem açık, hem sıhhatli olmasından, büyük bir muvaffakiyettir. Cenab-ı Hak, Nazif e çok Salâhaddin’ler, İbrahim’ler vermiş.

İstanbul İlim ve Kültür Vakfının Kastamonu Yılları sergi katalogundan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here