Mâide sûresinin 40-41. âyetlerini okuduğumuz 297. Kur’an Buluşmasının özeti ve video kaydı

UTESAV’ın 297. Kur’an Buluşmasındaki gündemimizin ağırlığını, mü’minlerin dinî ve sosyal hayatını tehdit eden münafıklar ve Yahudilerle ilgili bazı uyarılar teşkil etti.

16 Ocak Cumartesi günkü Buluşmada okuduğumuz Mâide sûresinin 40-41. âyetlerinin meâli şöyle idi:


Bilmiyor musun ki göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; O dilediğine azap eder, dilediğini bağışlar.  Çünkü Allah’ın kudreti herşeye yeter.

Ey Peygamber! Kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla “İnandık” diyenlerden inkârda yarışanlar da, Yahudilerden yalanı can kulağıyla dinleyen  ve sana gelmemiş bir topluluk hesabına casusluk edenler  de seni üzmesin. Onlar kitaptaki kelimelerin yerlerini ve anlamlarını değiştirirler; “Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse kaçının” derler. Allah birisini fitneye düşürmek isterse, artık sen onu Allah’ın elinden kurtaramazsın. Allah onların kalplerini temizlemek istememiştir. Dünyada onlar için bir rezillik, âhirette ise büyük bir azap vardır.


Bu âyetlerde Allah Teâlâ bize önce büyük resmi göstererek göklerin ve yerde görünen İlâhî hükümranlık üzerinde tefekkür kapılarını açarken, Kur’ân’ın hüküm, emir ve yasaklarını da bu büyük resimle birlikte düşünmemiz gerektiğini gösteriyordu. Bu şekilde düşündüğümüz zaman da, bu hükümlerin, emir ve yasakların mânâsı ve hikmeti, bunlara riayet etmenin veya etmemenin sonuçları apaçık bir şekilde gözümüzün önünde beliriyordu.

41’inci âyette din ve dünya hayatımıza çok büyük zararlar verebilecek düşmanları, âdetâ resimlerini çizercesine, en belirgin özellikleriyle bize tanıtıyordu. Bunlar yalan haber peşinde koşan, yalanı arayıp bulan, üreten ve yayan kimselerdi. Bugünün hayatında bunun pek çok örnekleri olduğu gibi, en belirgin örnekleri de medya sahasında görülüyordu.

Bu sonuç da bizi, medya konusunda son derece dikkatli olmaya, onların hangi haberler üzerinde yoğunlaştığına dikkat etmeye, medyayı merakla takip etmenin hangi sonuçlara yol açabileceğini hesaba katmaya sevk ediyordu. Özetle, âyet-i kerimenin tanımlarından şöyle bir uyarı çıkıyordu:

Haberiniz olsun, sizi yalanlarla yoldan çıkarmak için canla başla uğraşanlar var; bunları kulak verecek olursanız, zaman içinde sizi de kendilerine benzetirler.

Kur’ân sadece yalan üreteni değil, ona kulak vereni de uyardığına göre, bu ikazların sadece yalancıları bize tanıtmakla kalmayıp, aynı zamanda, yalan haberleri takip etmenin tehlikelerini de gözümüzün önüne seriyordu. Çünkü yalana revaç veren ve onu yaygınlaştıran şey, onu dinleyen kulaklardan başkası değildi.

Kur’an Buluşmalarının 297. bölümüne ait video kaydını şu bağlantıdan izleyebilirsiniz:

UTESAV organizasyonuyla gerçekleşmekte olan ve daha önce MÜSİAD Genel Merkezinde yapılmakta olan Kur’an Buluşmaları, salgın sebebiyle bir müddettir https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi sabahları 7:30-8:30 arasında canlı olarak yayınlanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınız