Bir insan, bir buçuk dakika içine bu kadar marifeti nasıl sığdırabilir?

Namaz kılmaya niyeti olmayan külhanbeyi tavırlı ilâhiyatçımız, “Namaz kılacak cami bulamıyorum” demiş.

Bununla da kalmayıp, camilerimizin topuna birden “mescid-i dırar” yaftası yapıştırmış.

Bu arada, kendisine en çok batan şeyin Sultanahmet Camiinin minareleri olduğunu da açığa vurmaktan geri kalmamış.

Osmanlı padişahlarını ise, hakaret ve hezeyanlarının hedefine oturtmuş; onları “pisliklerini örtmek için cami yaptırmakla” suçlamış.

Özetle:

Hayatı boyunca içinde biriktirdiği kini, adeta son nefesini verircesine, bir defada çıkarıvermiş!

***

Gelelim bu saldırının bize hatırlattıklarına.

Şu iki âyet, cami yaptırmak ve camilere gidip gelmek gibi bir vasfın kimlere yakıştığını, kimlere yakışmadığını, bir resim çizer gibi, yoruma ihtiyaç bırakmayacak bir açıklıkla gösteriyor:

Müşriklerin, kendi inkârlarına kendileri şahit iken, Allah’ın mescidlerini imar veya ziyaret etmeleri olacak iş değildir. Onların yaptıkları boşa çıkmıştır. Onlar ateşte sürekli kalacaklardır.

 

Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ve ziyaret eder. Doğru yola ermiş olmaları umulanlar işte bunlardır.

Tevbe, 9:17-18

***

Şerefli ecdadımıza işaret ettiğinde şüphe olmayan şu meşhur âyet-i kerimede, o şerefli insanlara dil uzatanlara da işaret var:

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar Allah’ı sever. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetlidirler; Allah yolunda cihad ederler; dil uzatanın kınamasından da korkmazlar. Bu Allah’ın lütfudur ki, dilediğine verir. Allah ise lütuf ve keremi pek geniş olan ve herşeyi hakkıyla bilendir.

Maide, 5:54

***

Şimdi dileyen, onun “mescid-i dırar” tabirini alıntıladığı âyete baksın da, burada kimin tasvir edildiğini bir düşünsün:

  • Müslümanlara zarar vermek,
  • kâfirlik etmek,
  • mü’minlerin içinde ayrılık çıkarmak
  • ve daha önce Allah ve Resulüne karşı savaşmış olan kimseye yataklık etmek için mescid edinenlere gelince: “Bizim niyetimiz iyilikten başka birşey değil” diye yemin ederler. Fakat Allah onların yalancılıklarına şahittir.

Orada asla namaz kılma. İlk günden beri takvâ üzerine kurulu bulunan mescid, senin namaz kılmana daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır; Allah ise çok temizlenenleri sever.

Tevbe, 9:107-108

***

Son söz:

Görecek gözü olanlar, ibret alın!

Haşir, 59:2

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here