Zaman gazetesi, eşcinsel “hakları” üzerinden mukaddes değerlere saldırmaya devam ediyor.

Bugünkü saldırıların kahramanı, gazetenin Joost Lagendijk adındaki yazarı.

Pazar günkü hayâsız yürüyüşle ilgili yazısında, Lagendijk, eşcinsel evliliğe izin veren ABD “eşcinsel hareketin küresel sembolü olan gökkuşağı renkleriyle aydınlanırken” Türkiye’nin karanlıkta kaldığını öne sürdü.

Dinî ve mukaddes değerlerin cinsel sapıklıklar karşısındaki tavrını, sapıkların dilini kullanmak suretiyle “homofobik nefret söylemi” olarak niteleyen Zaman yazarı, Türkiye’ye örnek olarak Güney Afrika, Meksika ve Arjantin’i gösterdi. Bu ülkelerde de dinî duyguların ve eşcinsel evliliğe karşı muhalefetin güçlü olduğunu hatırlatan Zaman yazarı, buna rağmen “eşitlik ilkesinin mevcut ahlâki ya da dini itirazları geçersiz kıldığı” sonucuna vardı.

Türkiye’de eşcinsellik muhalefetinin “dinî ve ahlâkî değerlere dayandırılmasından” yakınan gâvur yazar, diğer Zaman yazarı Şahin Alpay gibi, ümidini HDP ve CHP’ye bağladığını da sözlerine ekliyor.

Zaman yazarı Joost Lagendijk’in yazısından:

 

Geçen hafta dünyanın dört bir yanındaki eşcinseller ve onların eşit haklar mücadelesine destek verenler için duygusal iniş çıkışlarla doluydu. Önce, ABD Yüksek Mahkemesi ülke genelindeki eşcinsel çiftlerin evlenmelerinin anayasal hak olduğuna hükmetti. Bu, Başkan Obama tarafından “Amerika için zafer” diye nitelenen tarihi bir karardı.

 

Ardından, bir hafta sonra, İstanbul’daki onur yürüyüşüne beklenmedik şekilde sert bir polis müdahalesi oldu. Geçmişte benzer yürüyüşlere verilen sessiz onayla geçen yıllardan sonra Türkiye, aniden Müslüman dünyadaki bir istisna olmaktan çıkıp, dünyanın bu bölümünde eşcinselliğe karşı hâlâ nasıl güçlü ve derinlere kök salmış bir muhalefet olduğunu gösteren bir örneğe dönüştü.

 

Washington’da Beyaz Saray, eşcinsel hareketin küresel sembolü olan gökkuşağı renkleriyle aydınlandı. İstanbul’da ise gökkuşağı bayrağı sallayan bir aktivist, TOMA’dan sıkılan tazyikli suyla tepetaklak edildi.

 

 

Güney Afrika, Meksika ve Arjantin’deki mahkemeler birkaç yıl önce eşcinsel evliliklerin yasaklanmasının anayasalarının ihlali olduğuna zaten hükmetmişlerdi. Bu örnekler aynı zamanda eşcinsel evliliğe izin verilen yerlerin tipik Batılı, laik ve yozlaşmış toplumlar olduğu algısının yanlış olduğunu da ortaya koydu. Sayılan üç toplumda da derin şekilde dindar ve eşcinsel evliliğe yaygın muhalefet söz konusu. Yine de bu ülkelerdeki en yüksek mahkemeler eşitlik ilkesinin mevcut ahlâki ya da dini itirazları geçersiz kıldığına hükmetti.

 

Türkiye’deki bu son gerilemeyi yansıtırken küresel eğilimi akıldan çıkarmamak iyi. Elbette, Türkiye, bu hususta bir ABD, Meksika ya da Güney Afrika değil. Homofobi, bu ülkede bir anda değişemeyecek şekilde dini ve muhafazakâr değerler üzerinde temellendiriliyor ve hâlâ çok güçlü. Türkiye’deki eşcinsellerin esas sorunu evlenememek değil. Her gün yaşanan ayrımcılık, şiddete maruz kalma korkusu ve ötekileştirilme. Ama burada da işler değişiyor.

 

HDP ve CHP eşit haklar için mücadele ediyorlar ve on yıl öncesine göre çok daha fazla insan cinsel eğilimlerini göstermek ya da eşcinsel haklarına desteklerini ifade etmek üzere sokağa çıkmak istiyor. Türkiye, eski ve  kabul görmüş homofobik fikirlerin ve tavırların bilhassa büyük şehirlerde yavaş yavaş hakim pozisyonunu yitirmekte olduğu bir geçiş evresine girdi.

 

 

Bir homofobik nefret söyleminin yeniden dirilmesine tanık olabiliriz. Bu saldırının eninde sonunda bir seçim kazancına dönüşmeyeceği ve LGBT hareketini daha da güçlendirmekten başka işe yaramayacağı konusunda Fishman’a katılıyorum. Biber gazları ve tazyikli su, insanların yürümesini engelleyebilir ve son derece moral bozucu olabilir. Ama Türkiye’yi çoktan etkilemeye başlamış olan değişim rüzgârlarını bastıramazlar.

***

Zaman gazetesinin eşcinsel muhabbetini yansıtan yazılarıyla ilgili diğer haberlerimiz:

http://www.yazarumitsimsek.com/zamanin-escinsel-sevgisi/

http://www.yazarumitsimsek.com/zaman-sapiklik-zamani/

***

Joost Lagendijk’in yazısı:

http://www.zaman.com.tr/yazarlar/joost-lagendijk/gokkusagi-bayragi-ve-degisim-ruzgarlari_2302986.html

1 YORUM

  1. NEYİZ BİZ

    Haram helal denilmez,haklı haksız bilinmez,
    Bar diyorlar adına şehvet pazarı denmez.
    Şarap kokmayan lokma yenmez oluyor yenmez,
    Sulara terk edilmiş kayık mıyız neyiz biz?

    Bir bak Allah adını anmaz oldu alimler,
    Ana baba rolünde oynuyor hep zalimler,
    Sarhoşları göklere çıkarıyor sakiler,
    Firavunun halkından farksız mıyız neyiz biz?

    Cemaatin safları üç sıraya çıkmıyor,
    Ahlaksızlık ruhları incitmiyor sıkmıyor,
    Ezanlardan şikayet buna kimse tınmıyor,
    O Nuh’un tufanına layık mıyız neyiz biz?

    (1964)

    Feyzi Kanra

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here